<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>"DERKENAR"</title>
	<atom:link href="http://derkenar.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://derkenar.wordpress.com</link>
	<description>Var oldum varedenin kayrasıyla...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Apr 2008 18:48:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='derkenar.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/cc5a013b48c2706a65799afd9f78ebc3?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>"DERKENAR"</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Tecavüze devam</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/22/tecavuze-devam/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/22/tecavuze-devam/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2008 18:46:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/2008/04/22/tecavuze-devam/</guid>
		<description><![CDATA[Ölümüyle, hunharca katledilme-siyle tarihe bir dönüm noktası olan insanlar vardır.
Hrant&#8217;ın ölümü sayesinde dile getirilemeyenlerin, hayatın her alanının her rütbesinden gönüllünün katıldığı cinayet örgütlenmelerinin ortaya çıkarılması konusunda iyi kötü bir adım attık. Devamının gelmesi için; canımıza tehdit, dilimize kilit olan kutsalların bir bir sorgulanabilmesi için artık iş bize düşüyor.
Aynen İtalyan sanatçısı Pippa Bacca&#8217;nın ölümü gibi. Onun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=152&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div id="author_content" class="content content_12"><span style="color:#ff0000;"><em><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://img247.imageshack.us/img247/184/yldurumzi2.jpg" alt="" width="128" height="200" />Ölümüyle, hunharca katledilme-siyle tarihe bir dönüm noktası olan insanlar vardır.<br />
Hrant&#8217;ın ölümü sayesinde dile getirilemeyenlerin, hayatın her alanının her rütbesinden gönüllünün katıldığı cinayet örgütlenmelerinin ortaya çıkarılması konusunda iyi kötü bir adım attık.</em></span> Devamının gelmesi için; canımıza tehdit, dilimize kilit olan kutsalların bir bir sorgulanabilmesi için artık iş bize düşüyor.<br />
Aynen İtalyan sanatçısı Pippa Bacca&#8217;nın ölümü gibi. Onun barış performansını kanlı bir müdahaleyle korkunç bir sona yazan vatandaşımızın ardındaki karanlığı kurcalamak da şimdiki görevimiz.<br />
Pippa, performansına hepimizi katıyor işte.<br />
Gazetemizdeki muhteşem Kaan Sezyum&#8217;un son yazısının başlığı, &#8216;Her Türk Münferit Doğar&#8217; idi. Bacca&#8217;nın tecavüzcü katili de gayretkeş Türklük muhtarları tarafından münferit, dünyanın her ülkesinden çıkabilecek bir sapık olarak yansıtıldı. <span id="more-152"></span><br />
Oysa öyle olmadığını biliyoruz. Değil mi?<br />
Yakın zaman önce Batman&#8217;a gittim. Hizbullah&#8217;ın, savaşın, intihar eden kadınların Batman&#8217;ı. Bir zulüm laboratuarı olarak gözlerimizden ırakta, yolunu bilsek de bir türlü ulaşamadığımız Batman. Orada yine dudak uçuklatan öyküler dinledim.<br />
Batman Barosu&#8217;nun Batman&#8217;ın &#8216;kenar mahalleleri&#8217;nde başlatmış olduğu bir çalışmadan izlenimler. Liselerde &#8216;Aile içi şiddet&#8217; konusunda bir bilinçlendirme çalışmasına katılan genç avukatlar çaresiz bir şaşkınlık içinde anlatıyorlardı. Aile içi cinsel tacizin ne kadar yaygın olduğunu. Amcaların, dayıların, erkek kardeşlerin, küçük kız çocuklarına tecavüzünün yaygınlığını. Sokaklarda rahat yürüyebilmesi bile mümkün olmayan kızların ev içinde nasıl birer cinsel nesne olarak kullanıldığını. Kimileyin analarının da birer suç ortağı olarak onları nasıl suskunluğa teşvik ettiğini.<br />
Ama karanlık çöktüğünde hiçbirimiz bu konulardan konuşmak istemiyorduk. Bazen birinin gözleri dalıyor, Batman&#8217;daki intiharların neden bir türlü durdurulamadığını soruyordu. Artık delikanlı oğlanlar da birer ikişer atıyorlar kendilerini Hasankeyf kalesinden. Kızlar neyse de oğlanlara ne oluyor, diye soruyordu genç bir avukat.<br />
Çünkü görsek de, bire bir tanık olsak da kabul etmek istemediğimiz, bir an evvel unutmaya, kendimizi şaşkınlığın ve masumiyetin şefkatli kollarına bırakmaya alıştığımız bir konu, tecavüz. Ve ensest.<br />
Pekiyi bu konu Batman&#8217;a özel, o şehrin havasından suyundan kaynaklanan bir durum mu?<br />
Daha dün İstanbul&#8217;da karın ağrısı şikâyetinden doktora götürülüp 8,5 aylık hamile olduğu anlaşılan 12 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz edenin dayısı olduğu haberi vardı Radikal&#8217;de.<br />
Yine iki gün önce birkaç doktorun Düzce Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı&#8217;na cinsel saldırı iddiasıyla başvuran bir grupla yaptığı araştırmanın sonuçları yayınlanmıştı.<br />
Sonuçlara göre cinsel saldırganların yüzde 43.4&#8242;ü tanıdık. Yüzde 13.2&#8217;si eski sevgili, yüzde 11.3&#8242;ü koca, yüzde 7.5&#8242;i biyolojik baba, yüzde 7.5&#8242;i de yakın erkek akraba.<br />
Mağdurların yüzde 18.9&#8242;u 11 yaşın altında. Yüzde 69.8&#8242;iyse 18 yaşın altında.<br />
Tecavüz, gerek kanıtlanması güç olduğundan, gerekse kurbanların başlarına geleni anlatamamasından, herkesin bilip kimsenin engelleyemediği bir gerçeklik olarak suratımıza sırıtıyor.<br />
Bu memlekette çocuk sevgisinin ne anlama geldiği üstüne iyice bir düşünmeliyiz.</div>
<p><strong>Tecavüzcü sürüsü</strong><br />
2003 yılında yazdığım bir yazıdan dolayı başıma gelmedik kalmamıştı.<br />
Görmezden gelmeyi sürdürdüğümüz takdirde toplum olarak bir tecavüzcü sürüsüne dönüşeceğimizi vurgulayan bir başlıktı kullandığım. Oysa basınımızın kimi militarizm bekçisi ve Genelkurmay benim bu başlığı ordu için kullandığım konusunda hemfikirdi. Yurdun dört bir yanında kutsal sacayağından töre, kız çocuklarını, kadınları intiharla ya da infazla sustururken diğeri, yani militarizm bu konuda devreye giriveriyordu.<br />
Jandarma Genel komutanlığı, Ş.E.&#8217;ye tecavüz ettiği gerekçesiyle 405 (dört yüz beş) personeli hakkında açılan davaya ilişkin sadece birkaç gazetede çıkan haberlerden duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti: &#8220;&#8230; abartılı olarak yansıtılan iddianın&#8230;basın organlarında yorum ve değerlendirmelere tabi tutulması ve &#8216;Ş.E.&#8217;nin onur mücadelesi&#8217;, &#8216;Tecavüz skandalı büyüyor&#8217;, &#8216;Ş.E.&#8217;nin annesi de tecavüze uğramış&#8217;&#8230;gibi başlık ve sloganlarla çarpıtılarak sunulmasının bölücü örgüt ve işbirlikçilerinin propaganda amaçlı gayelerinin bir parçası olabileceği değerlendirilmektedir.&#8221;<br />
Dolayısıyla bu konuda susmamız, Ş.E.&#8217;yi, anasını ve benzeri sayısız kadını bir kez daha yapayalnız bırakmamız gerekiyordu. PKK yanlısı sanılmamak, hatta ilan edilmemek için.<br />
İsteyen o tarihte çok kısa süre gündemde kalabilen bu korkunç tecavüz iddiasıyla ilgili yazılanları, Ş.E.&#8217;nin anlattıklarını okuyabilir.<br />
Almanya&#8217;da yaptığı bir konuşmada aynı konudan söz açan Eren Keskin&#8217;in çilesi de, belki takip ediyorsunuzdur, hâlâ sürmekte.<br />
&#8216;Türk askeri böyle şey yapmaz&#8217; diye haykıranlar, bu yıl Newroz kutlamalarına izin verileceğini açıklayan Bakanlık&#8217;a rağmen asker tarafından işbaşına sürülen polislerin Yüksekova&#8217;da panzerlerinden megafonla yaptığı, &#8216;Jandarmalar geliyor. Bacılarınızı yollayın&#8217; anonslarında da bir haber değeri görmedi elbet. Acaba o anonslar ne anlama geliyordu?<br />
Şimdi, ele güne rezil olma paniğiyle Pippa&#8217;nın tecavüze uğrayıp katledilmesinden Türk&#8217;ün onurlu utanç gösterisi çıkarmaya çalışanlar, bu toprakların ve kültürün münferit sapıklarından hayıflananlar, açıkça sahtekârlık ediyor.<br />
Dava konusu olan o beş yıl evvelki yazımda bütün topluma öfkeyle seslenmiştim. Ne idüğü belirsiz Basın Konseyi&#8217;nden, davam sürmekte olduğu halde ihbar niteliğinde bir &#8216;kınama cezası&#8217; alan o yazımın sonunu bir kez daha okuyalım istiyorum:<br />
Bu topraklarda her nesilden kaç milyon kadının tecavüze uğrayıp hayatta kalmak adına yaşadıklarını sineye çekerek bir başına yaralarını sarmaya çalıştığını hiç düşündünüz mü? Gecenin bir vakti kan ter içinde uyanıp kâbuslarını yapayalnız yaşamak zorunda olan; çocuklarını, yakınlarını, en önemlisi hayatlarını korumak için uğramış oldukları bu en vahşi saldırıyı unutmaya çalışan ne kadar kadın var yanımızda yöremizde. Solcu diye, Kürt diye, yoksul diye, fahişe diye, kocasının karısı diye, onun yeğeni bunun baldızı diye ve daha bütün insanlık hallerini sıralasak onlar diye, her şeyden geçtim kadın diye, &#8216;kirletilmek&#8217; fiiliyle peçelenmiş diye her gün kaç kadın tecavüze uğruyor diye düşünmüşlüğünüz var mı? Mutlaka vardır. Çünkü sokaklarda, eviçlerinde, hayatın her köşesinde kadın cinselliğini küfre emanet etmiş dolanıp duruyorsunuz. Ancak birbirinizin anasını avradını bacısını sıradan geçirdiğinizde rahatlayabiliyorsunuz.<br />
Birbirlerine yılışarak el veren saygıdeğer aile babaları tarafından iştahla ırzına geçilmiş kız çocuklarının gönüllü olup olmadığını tartışmayı biliyorsunuz çünkü. Sizden değil diye, HADEP&#8217;li diye, Dev-Solcu diye, fahişe diye, gülüp geçmeseniz bile içinizden sinsi bir &#8216;Oh olmuş orospuya&#8217; geçiyor çünkü. Tecavüzcü Coşkun&#8217;u gıptayla kudurmuş bir tezahüratla karşılayan sizsiniz çünkü.<br />
Çünkü Türk askeri yapmaz. Çünkü hepsi söylenti. Çünkü her şey bölücülerin ekmeğine yağ sürüyor. Çünkü kadındır, hak etmiştir.<br />
Kadınlardan nefret eden bu toplum tecavüzcülere çanak tutuyor. İkiyüzlülükle, korkaklıkla, alçakça susup görmezden gelerek. Kimileyin açıkça onaylayarak.<br />
Pekiyi neden her erkeğin anasına bacısına karısına küfredildiğinde bir cinayet makinesine döndüğünü, hele içkiliyse sel salya sümük bağrını yumruklayıp ölüme koşar gibi yaptığını hâlâ anlayamadınız mı? Bu namus müsameresinde kadınına toz kondurmayan horoz kılığına bürünmek saklanmanın en mubah yolu da ondan.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/152/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/152/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/152/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/152/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/152/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=152&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/22/tecavuze-devam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img247.imageshack.us/img247/184/yldurumzi2.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Margarin şakşakçıları ve gerçekler!</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/21/margarin-saksakcilari-ve-gercekler/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/21/margarin-saksakcilari-ve-gercekler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Apr 2008 22:50:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Memleketimizde öyle beslenme uzmanları, öyle gazeteciler var ki, yurtdışında yasaklanmış olan şeyleri halka kakalamaya çalışıyorlar. Biz de soruyoruz, kendi çocuğuna yedirir misin?

Ben kesinlikle margarin yemem mesela. Birincisi, içinde aslında ne olduğunu bilmiyorum. Pamuk yağından mı yapılır, motor yağından mı yapılır, hurma yağından mı? Bunun cevabı belli değil. 
İkincisi, sıvı halden katı hale nasıl olduğunu anlamadığım [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=151&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:#ff0000;"><em>Memleketimizde öyle beslenme uzmanları, öyle gazeteciler var ki, yurtdışında yasaklanmış olan şeyleri halka kakalamaya çalışıyorlar. Biz de soruyoruz, kendi çocuğuna yedirir misin?</em></span></p>
<p><img src="http://www.unilever.com.tr/Images/Sana%20header%20525x114_tcm93-28543.jpg" alt="" width="525" height="114" /></p>
<p><span style="color:#ff6600;"><span style="color:#000000;">Ben kesinlikle margarin yemem mesela. Birincisi, içinde aslında ne olduğunu bilmiyorum. Pamuk yağından mı yapılır, motor yağından mı yapılır, hurma yağından mı? Bunun cevabı belli değil. </span></p>
<p><span style="color:#000000;">İkincisi, sıvı halden katı hale nasıl olduğunu anlamadığım bir yöntemle getiriliyor. Ne yayık tereyağı gibi yayıkta oluyor, ne süt kaymağı gibi kaynatılıp hazırlanıyor. Bilmediğimiz bir yöntem. Çince de bir ismi var: Hidrojenizasyon. </span></p>
<p><span style="color:#000000;">Üçüncüsü, margarin bir besin değil. Hiçbir şey değil. Hakiki tereyağı ve kaymağı düşünürsek mesela, bunların içinde Allah vergisi vitaminler, mineraller var. Yumuşak dokularımız, iç organlarımızın korunması, eklemlerimiz için ihtiyaç duyduğumuz “gerçek ve doğal” yağ var. Oysa margarin koca bir hiç. <span id="more-151"></span></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bir şeyin besin olduğunu en iyi nasıl anlarsınız biliyor musunuz? Onu bakteriler, mayalar yiyorsa besindir. Üstüne böcek konuyorsa besindir. Bir kenara biraz margarin koyun, ayrı bir yere de tereyağı. Tereyağı kısa sürede bozulur, ekşir. Çünkü onu gözümüzle göremediğimiz bakteriler yemeye başlamıştır. Margarinin üstüne gelen de giden de olmaz. Aylarca bozulmaz, yıllarca bozulmaz. </span></p>
<p><span style="color:#000000;">Dördüncüsü, “margarin çok ucuz olduğu için bütçemiz ancak buna elveriyor” diyenlere hak vermiyorum. 100 yıl yaşayan büyüklerimizin iç yağı, böbrek yağı, kuyruk yağı yerken herhalde bir bildikleri vardı. Bu yağlar şu anda alabileceğiniz en hesaplı yağlar. Hayvanın güzel otlaklarda otlamış olması koşuluyla çok sağlıklı yağlar aynı zamanda. En iyi kebapçıların sırrının kuyruk yağı olduğu aklımızın bir köşesinde kalsın. </span></p>
<p><span style="color:#000000;">Beşincisi, içinde çok katkı maddesi var. Renginin belli bir sarılıkta olması için boya, kokusunun belli bir tereyağı taklidinde olması için parfüm, tadının süt taklidinde olması için başka katkı maddeleri… Kıvamı için başka katkı maddesi, parlaklığı için başka katkı maddesi…</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Altıncısı, hayvancılığımıza darbe vuruyor. Küçükbaş büyükbaş hayvan besicileri üstü kaymak bağlayan mis kokulu sütlerden tereyağı yapıp kaymak yapıp bize satsalar daha iyi değil mi? Bugün bir sürü besici ve mandıra çalışanı talep azlığından işlerini kaybediyor. Köyünde aç kalıyor. Köylerden şehirlere göç ediyor, yerinden yurdundan oluyor. </span></p>
<p><span style="color:#000000;">Yedincisi, margarincilerin hiçbir işe yaramayan ürünlerini pazarlama şekillerini çok çirkin buluyorum. Margarinin içindeki “trans yağlar”ı, (yani aslında bir cinsten başka bir cinse geçirilmiş yağlar) vücudumuz tanımıyor. Biz trans yağ yemeye devam ettikçe bu yabancı maddeler vücudumuzu hasta ediyor. Bu gerçeği bilen New Yorklular mesela, bütün lokanta, kafeterya, vb. toplu yemek yenilen yerlerde trans yağ kullanılmasını yasakladı. Bir de reklamcılar, utanmadan “geri kalmış ülkenin geri kalmış insanları” gibi gördükleri bizleri, kalbe faydalı, çocuklarınıza mutlaka yedirin diye kandırmaya çalışıyorlar (bir avuç dolar için değer mi?).</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Hadi margarin üreticilerini anladık. Yaptığı işten zaten utanan reklâmcıları da anladık. Peki, beslenme uzmanlarına ne oluyor onu anlamadık. Kol kola vermiş, “çocuklarınıza margarin yedirin” diyorlar. Vatan gazetesinde “Margarin çocuklar için sağlıklı bir enerji kaynağı” diye devasa bir haber yapan Ayşe Aydın’a ne oluyor onu da anlamadık. Ayşe Aydın’a ve beslenmekten haberi olmayan beslenme uzmanlarına soruyorum: Sizin bu marifetlerinizi okuyup, inanıp da çocuğunu margarinle beslemeye kalkan bir anne çocuğunun 15 yaşında kalp hastası olduğunu öğrenirse bunun vebalini üstlenecek misiniz? Vicdanınız rahat edecek mi? Geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz? Kusura bakmayın Ayşe Hanım, piyasada bu kadar yayın varken, margarinin ne olup ne olmadığı bu kadar çok yazılıp çiziliyorken bir sürü insanın okuyacağı koca bir gazete yazısında margarini övebilmek için…(boşlukları siz doldurun).  </span></p>
<p><span style="color:#000000;">Sekizincisi, biz margarinleri “trans yağ”, “hidrojenizasyon” “pamuk yağı” diye deşifre ettikçe içinde bunların olmadığı yeni margarinler türetiyorlar. Şimdiki son model margarinlerden bazılarının bu maddeler, bu yöntemler olmadan hazırlandığını iddia ediyorlar. Sonuçta “Bed asla necabet mi verir hiç üniforma? Zerdus palan ursan eşek yine eşektir”!</span></p>
<p></span></p>
<h2><em><span style="color:#333399;">Arzu Aygen</span></em></h2>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/151/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/151/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/151/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/151/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/151/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=151&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/21/margarin-saksakcilari-ve-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.unilever.com.tr/Images/Sana%20header%20525x114_tcm93-28543.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İşte Suikast Silahı GLOCK</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/21/iste-suikast-silahi-glock/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/21/iste-suikast-silahi-glock/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Apr 2008 17:04:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[
       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=150&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://derkenar.wordpress.com/2008/04/21/iste-suikast-silahi-glock/"><img src="http://img.youtube.com/vi/dR4h-H4SrsQ/2.jpg" alt="" /></a></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/150/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/150/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/150/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/150/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/150/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=150&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/21/iste-suikast-silahi-glock/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img.youtube.com/vi/dR4h-H4SrsQ/2.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hakimler neden sanığa ‘Siz’ diye hitap etmezler?</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/hakimler-neden-saniga-%e2%80%98siz%e2%80%99-diye-hitap-etmezler/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/hakimler-neden-saniga-%e2%80%98siz%e2%80%99-diye-hitap-etmezler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Apr 2008 20:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Bu sene hukuk fakültelerine kayıt yaptırmış öğrenciler, okulu kazandıklarında duydukları sevinçten yavaş yavaş uzaklaşıp, şu günlerde derslerin havasına henüz yeni girmiş durumda olmalılar.
 Lise öğrenciliğinin biraz uçarı, biraz savruk, geleceğe dair meraklı bekleyişin yarattığı tedirginlikten uzaklaşmış, bir uçağın alana inişi sırasında tekerleklerin karaya ilk değişindeki sarsıntıdan sonra olduğu gibi, ayaklarının sağlam bir zemin üzerinde olduğunun rahatlığını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=149&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span class="verdana11black"><span style="color:#ff0000;"><em>Bu sene hukuk fakültelerine kayıt yaptırmış öğrenciler, okulu kazandıklarında duydukları sevinçten yavaş yavaş uzaklaşıp, şu günlerde derslerin havasına henüz yeni girmiş durumda olmalılar.</em></span></span></p>
<p><span class="verdana11black"><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://www.gazetem.net/images/konukaekinci.jpg" alt="" width="78" height="83" /> </span><span class="verdana11black">Lise öğrenciliğinin biraz uçarı, biraz savruk, geleceğe dair meraklı bekleyişin yarattığı tedirginlikten uzaklaşmış, bir uçağın alana inişi sırasında tekerleklerin karaya ilk değişindeki sarsıntıdan sonra olduğu gibi, ayaklarının sağlam bir zemin üzerinde olduğunun rahatlığını duyuyorlardır şimdilerde. Amfilerdeki derslerde tesadüfi yan yana oturmaların, kantinde ayakaüstü karşılaşmalarla başlayan arkadaşlıkların, bir süre sonra çoğalarak, fakülte boyunca devam edecek olan gruplaşma sürecinin başında olduklarının farkında bile değildirler. <span id="more-149"></span></span></p>
<p>Ne bilsinler ki, şu ürpertili sonbaharın kırık güneşli günleri altında geçen bu dönemin belleklerinde oluşturacağı derinlik, sadece fakülte dönemi değil, tüm yaşamları boyunca etkisini sürdürecektir.</p>
<p>Şu günlerde, öğrenim gördükleri fakültenin kendilerine sunduğu mesleklerden birisini seçme konusunda, derin bir tereddüt yaşamaktadırlar..</p>
<p>Hakim mi, savcı mı, avukat mı olacakları konusundaki belirsizliği gidermek için yaptıkları küçük girişimler, rüzgarda savrulan saçlarının dağınıklığını el yordamıyla toplama gayretinden öte bir şey değildir.</p>
<p> </p>
<p><strong>* * *</strong>Daha fakülteye kayıt yaptırırken avukat olma kararlığı içinde olanların sayısı hiç de az değildir.</p>
<p>Özellikle vakıf üniversiteleri öğrencilerinin neredeyse tamamında gözlenen bu avukat olma kararlılığının altında yatan birinci neden, okula ödenen ve ödenecek olan binlerce doların en kestirme geri dönüşüm yolu olarak görülmesidir.</p>
<p>İkinci neden ise, büyük şehirlerde doğmuş veya yaşamının büyük bölümünü buralarda geçirmiş, yahut kolej denilen ayrıcalıklı eğitimden gelen öğrencilerin, bundan sonraki yaşamlarının Anadolu’da geçmesi anlamına gelen hakimlik ve savcılık seçeneklerine hiç mi hiç itibar etmemeleridir.</p>
<p>Okul bitirilince çoğunlukla bir avukat yanında maaşlı olarak çalışmaya başlayarak parayla ilk temas sağlanarak, artan bir ivmeyle kazanç elde edilecektir.</p>
<p>Maaş aracılığı ile damlaya damlaya göl oluşturmak yerine, okyanuslarda kulaç atmayı tercih ederek yazıhane açmayı tercih edenlerin para kazanma konusunda sabırları daha azdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>* * *</strong>Bu nedenle, Anadolu’nun ücra köşelerinden başlayıp, oradan oraya sürüklenerek bir meslek yaşamı vaat eden, büyük yalnızlıkların meslekleri hakimlik ve savcılığı taşralı çocukların tercihine kalmaktadır.</p>
<p>Devlet üniversitelerinin hukuk fakültelerine girmeyi başarmış, doğal olarak öğrenimi yurtlarda, öğrenci evlerinde yoksunluklar içinde geçirmiş olan taşranın köylü veya küçük memur ailelerinin çocukları için avukatlık yaparak hayata tutunma seçeneği, menzili belirli olmayan bir yolda çarıksız yürümek gibi gelir.</p>
<p>Taşra geleneğinden gelmiş ve hukuk fakültelerinden mezun olmuş çocuklar, kır kökenli alışkanlıklarını hakimlik ve savcılık mesleğine de taşırlar.</p>
<p>Bu nedenle bir hakim veya savcı, duruşmadaki sanığa karşı mesafeli ve hatta kaba denilebilecek bir tavır içindedir.</p>
<p>Hakkında kesin hüküm verilene kadar masum sayılan bir sanığa, işte bu nedenle ‘siz’ diye hitap etme örnekleri çok az görülür.</p>
<p> </p>
<p><strong>* * *</strong>Şu günlerde, hukuk fakültelerine bu sene kayıt yaptırmış öğrenciler, okulu kazandıklarında duydukları sevinçten yavaş yavaş uzaklaşıp, derslerin havasına henüz yeni girmiş durumda olduklarından, yukarıda saydığım ve kendilerini bekleyen örneklerden çok uzakta bir konumdalar.</p>
<p>Onlar şu anda, amfilerdeki derslerde tesadüfi yan yana oturmaların, kantinde ayakaüstü karşılaşmalarla başlayan arkadaşlıkların, bir süre sonra çoğalarak, fakülte boyunca devam edecek olan gruplaşma sürecinin başında olduklarının farkında bile değiller.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/149/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/149/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/149/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/149/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/149/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=149&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/hakimler-neden-saniga-%e2%80%98siz%e2%80%99-diye-hitap-etmezler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gazetem.net/images/konukaekinci.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Holmes darbeyi neden destekliyor?</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/holmes-darbeyi-neden-destekliyor/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/holmes-darbeyi-neden-destekliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Apr 2008 20:35:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Bu Holmes, Sherlock Holmes değil. Ama ondan daha karanlık biri&#8230; Etyen Mahçupyan Amerikan-Türk Konseyi Başkanı James Holmes&#8217;in ticari ilişkiler ağından yola çıkarak, onun neden Türkiye&#8217;deki darbeyi desteklediğini açıkladı.
Demokratik sürecin iki partinin birden kapatılma istemi sayesinde şirazesinden çıktığı bir noktada, gözler yurt dışından gelecek mesajlara çevrildi. Bunun iki nedeni bulunuyor: Birincisi geçmiş darbelerin hepsinin de özellikle [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=148&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><em><span style="color:#ff0000;">Bu Holmes, Sherlock Holmes değil. Ama ondan daha karanlık biri&#8230; Etyen Mahçupyan Amerikan-Türk Konseyi Başkanı James Holmes&#8217;in ticari ilişkiler ağından yola çıkarak, onun neden Türkiye&#8217;deki darbeyi desteklediğini açıkladı.</span></em></p>
<p><span class="verdana11black"><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://www.gazetem.net/images/etyen_mahcupyan_man.jpg" alt="" width="140" height="148" />Demokratik sürecin iki partinin birden kapatılma istemi sayesinde şirazesinden çıktığı bir noktada, gözler yurt dışından gelecek mesajlara çevrildi. Bunun iki nedeni bulunuyor: Birincisi geçmiş darbelerin hepsinin de özellikle ABD’nin bilgisi ve onayı altında yaşanmış olduğuna dair çok yaygın bir kanı var. Çünkü bu ülkede zor olan darbe yapmak değil, darbe sonrasını yönetebilmek. Bu ise uluslararası piyasaların ve örneğin IMF gibi kuruluşların zımni desteğine muhtaç olduğu gibi, güvenlik açısından da NATO’nun göz yumması ile mümkün. ABD bütün bu üst teşkilatlanmaların içinde orantısız söz sahibi olduğu için, bu müttefikimizin darbeye nasıl yaklaşacağı son derece önemli. İkinci neden ise yaşamakta olduğumuz son darbe sürecinin iyice zamana yayılmış ve deşifre olmuş olmasından dolayı, demokrat kesimin hazırlıksız yakalanmasına meydan vermemesi. Nitekim bugün darbe karşıtlığının medyada ve sivil toplum dünyasında çok net bir biçimde ifade edilebildiğini ve laik kesimin ikiye bölünmüş olduğunu görüyoruz. <span id="more-148"></span></span></p>
<p>Dışardan gelecek onay ihtiyacının içerdeki bölünmüşlükle birleşmesi, kamuoyunu yurt dışına karşı epeyce hassas hale getirmiş durumda. Bu nedenle geçen hafta AB Komisyon Başkanı Barroso’nun Meclis’te konuşması son derece etkili oldu. Çünkü bu bir sahiplenme mesajıydı&#8230; AB’nin Türkiye ile ilgili olduğu, darbe destekçilerinin sandığı gibi meseleye teknik açıdan bakarak ‘küsmeyeceğini’ ortaya koydu. Diğer taraftan Barroso’nun mesajları açıktı ve fikir özgürlüğü, laiklik ve hukuk alanında yaşanmakta olan ideolojik karmaşaya ve bilinçli kaypaklığa yanıt teşkil etti. Barroso “insanlar kendi görüşlerini dile getirdikleri için yargılanırlarsa demokrasi tehdit altında olur” demekten çekinmedi. Diğer bir deyişle 301 gibi maddeleri savunanların demokrasi korkusuna işaret etti. İkinci olarak laikliğin bir din olmayıp, farklı inançlar karşısında eşit mesafeli bir tutum olduğunu yinelemek zorunda kaldı. Ne yazık ki Türkiye bu basmakalıp tespiti neredeyse her gün kendisine tekrar etmek zorunda kalan ve gene de söz konusu basit doğruyu uygulamaktan aciz olan bir ülke&#8230; Ancak Barroso bir adım daha atarak, başörtüsüne ilişkin olarak ‘laikliğin’ ne anlama geldiğini de ekledi: Başörtüsünün, yani kapanmanın bir standardının olamayacağını belirten Komisyon Başkanı “bu her kadının kendi görüşü ve inancına göre alacağı karardır” derken, laiklik adına insanların başının açılamayacağını, laikliğin kapanmaya eylemi karşısında ‘nötr’ olduğunu vurguladı. Nihayet hukuk açısından da mesaj netti: Kapatma davasında Mahkeme’nin hukukun üstünlüğüne, AB standartlarına, AİHM kararlarına ve Venedik ilkelerine uyması beklenirdi.</p>
<p>Kısaca söylemek gerekirse Barroso aslında Türkiye’deki demokrasiye, dolayısıyla da demokratik bir Türkiye’ye sahip çıktı. Avrupa’nın böyle bir Türkiye beklediğini, ama Türkiye’nin de ancak demokrasiyi becerebilirse Avrupa’lı olacağını söylemiş oldu. Siyaseten yorumlandığında Komisyon Başkanı’nın yaşanmakta olan darbe girişimini diplomatik bir dil içinde ama açıkça kınadığını vurgulamak gerekir.</p>
<p>Buna karşılık geçen hafta yurt dışından başka sesler de vardı. Örneğin Amerikan-Türk Konseyi Başkanı James Holmes, Türkiye’ye dışardan yapılan tavsiyelere karşı olduğunu, zaten Türklerin de bundan hoşlanmadığını ve Türkiye’nin “demokratik kurumlara, mahkemelere ve hukuk kurallarına” sahip olduğunu söyledi. Bu zatın aynen Türkiye’deki darbe destekçileri gibi konuşmasını ise herhalde kimse yadırgamadı. Çünkü söz konusu Konsey’in Amerikan büyük endüstriyel şirketlerinin yönlendirmesi altında olduğunu, ayrıca üyelerinden bazılarının adları açığa çıkmamış ‘Türk yetkilileri’ ile ilginç bir ilişki içinde olduklarını, raporlara göre bu ilişkinin “geniş çaplı uyuşturucu kaçakçılığı ve başka bazı suçlar” içerdiğini, bir süre önce Türk asıllı bir FBI ilgilisinin kamuoyuna yaptığı açıklamalar ve ardından gelen gazetecilik çalışmaları sayesinde öğrenmiştik.</p>
<p>O nedenle de Holmes’in ‘hukuka saygı’ mesajına sadece gülümsedik. Küresel dünya böyle ilginç sonuçlar üretiyor: Artık Türkiye’deki darbelerin dünyanın uzak noktalarında bile hem karşıtları hem de destekçileri var&#8230;</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/148/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/148/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/148/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=148&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/holmes-darbeyi-neden-destekliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gazetem.net/images/etyen_mahcupyan_man.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bilimin de çetesi var!&#8217;</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/bilimin-de-cetesi-var/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/bilimin-de-cetesi-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Apr 2008 20:24:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği&#8217;nin Başkanı Tahsin Yeşildere, üniversitelerde resmi ideoloji üzerinden çeteleşmelerin olduğunu ve Kemalist olmayan akademisyenlerin dışlandığını, çalışmalarının engellendiğini söylüyor.




Nuriye Akman &#8216;ın röportajı:Üniversitelerdeki öğrenci olaylarını nasıl görüyorsunuz? Karşıt görüşteki öğrencilerin provokatörlerin elinde oyuncak olması mıdır? Suçu derin ajanlara atıp rahatlayabilir miyiz? Ya bilim insanı, siyaset insanı, üniversite yöneticisi şapkası altında çocuklarımızı kin ve nefret [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=147&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="color:#ff0000;">Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği&#8217;nin Başkanı Tahsin Yeşildere, üniversitelerde resmi ideoloji üzerinden çeteleşmelerin olduğunu ve <strong>Kemalist olmayan akademisyenlerin dışlandığını</strong>, çalışmalarının engellendiğini söylüyor.</span></p>
<address><strong></strong></address>
<address><strong></strong></address>
<address></address>
<address></address>
<address><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://www.ydicagri.com/images/kemalizm.jpg" alt="" width="156" height="192" />Nuriye Akman &#8216;ın röportajı:Üniversitelerdeki öğrenci olaylarını nasıl görüyorsunuz? Karşıt görüşteki öğrencilerin provokatörlerin elinde oyuncak olması mıdır? Suçu derin ajanlara atıp rahatlayabilir miyiz? Ya bilim insanı, siyaset insanı, üniversite yöneticisi şapkası altında çocuklarımızı kin ve nefret batağına sürükleyen büyük adamlar? Onların hiç mi suçu yok? 1153 üyeli Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği&#8217;nin Başkanı Tahsin Yeşildere ile konuştuktan sonra daha iyi anladım: Masum değiliz hiç birimiz. &#8220;Önce ben&#8221; diyen ve sadece kendi gücünü korumaya azmetmiş büyüklerin kurduğu &#8220;bilim çetelerinin&#8221; eline geçmiş üniversiteler. Provokatörün istediği bir göz, üniversiteler vermiş onlara iki göz. E çocuklar ne yapsın yani?<span id="more-147"></span>- Rektöre karşı düşüncenizi açıklarsanız, özgürce bilim üretebileceğiniz alanlara, kongrelere sizi göndermiyor, laboratuvarınızı kısıtlıyor, asistanınıza oda vermiyor, anabilim dalındaki doçent, profesörlere kadro vermiyor.- Bilimsel bir çeteleşme mi nedir bilemiyorum. Gerek akademik yükseltmelerdeki kişisel ilişkilerin kullanılması, gerekse intihallerin saptandığı zaman bile göz yumulması bilimin ilerlemesi yönünde bir engel teşkil ediyor.Akdeniz Üniversitesi&#8217;ndeki olaylar sonrasında, durumu milliyetçi Türklerle milliyetçi Kürtlerin çatışması olarak resmettiniz ve bu haliyle diğer üniversitelere de sıçrayabileceğini söylediniz. Bu resmin arka planını konuşalım. Bu manzarayı doğuran sebepler, siyasilerin birbirlerine karşı hiç yakışmayacak söylemleriyle yarattıkları kavga ortamı, YÖK ile rektörler, rektörlerle hükümet arasındaki kavgalar var. Tabii devamlı şehit cenazelerinin gelmesi, Kürt sorununun çıkmaz bir duruma gelmiş olması, demokratik açılımlar konusunda adımların atılamaması, üniversitenin özerk ve demokratik yapıya kavuşması için hiçbir çabanın olmayışı ve yaşadığımız ekonomik kriz de bu çatışmayı besliyor. Ne olduğu bilinmeyen derin devlet, üniversiteleri karıştırmak üzere el atmış olabilir.Rektörlere ne görev düşüyor?</p>
<p>Yıllardan beri, aşırı İslami, milliyetçi, sol ya da Kürtçü belli sayıda öğrenciyi atarsak üniversite rahatlar diye düşündüler. Bu kafa yapısından sıyrılıp, bu öğrencilerin yine rektörlük inisiyatifinde fakat özgürce fikirlerini ifade edebileceği alanları açmaları lazım. İstanbul Üniversitesi&#8217;nde birkaç yıl önce Kürtçe müzik çaldı diye çocukları emniyete teslim eden dekanları gördük. Birçok üniversitede öğrencileri izleyen kameralar var. Hatta bir rektör &#8216;Öğrencilerin konuşmalarını bile duyabilirim, zum yapan kameralar koyduk.&#8217; demişti. Bu kadar güvenlik önlemlerinin alındığı bir yerde yine olayların çıktığını düşünürseniz daha fazla güvenlik önlemi alınması yerine üniversitenin öğrencileriyle bütünleşmesi ve etrafı duvarlarla çevrili, toplumdan kopuk bir hapishane görüntüsünden çıkması lazım. YÖK, Üniversitelerarası Kurul ve hükümet kendilerine göre yasa tasarısı çıkardı. Herkes kendi gücünü ve hakimiyetini koruma peşinde.</p>
<p>Bu tartışmalar öğrencilere nasıl yansıyor?</p>
<p>Bu çatışma yüzünden üniversiteler özgürlükçü ve malî açıdan yeterli bir yapıya kavuşmuyor. Bu da öğrenciler arasında huzursuzluk meydana getiriyor. Öğrenciler yemekhane özelleştirildi diye eylem yapıyor. Diğer öğrenciler onlara karşı eylem düzenliyor. Ortam provokasyona açık duruma geliyor.</p>
<p>Üniversiteleri nasıl geliştirebileceklerinin tartışmasını yapacak yerde birbirleriyle güç kavgası yapan hükümet, YÖK ve rektörlerin öğrencilerin çatışmasından şikâyete hakları yok yani.</p>
<p>Yok, çünkü o zemini kendileri hazırlıyorlar. Üniversite rektörleri kendi üzerlerine görev olmadığı halde, devleti korumaya soyunuyorlar. Bunu da belli bir izm üzerinden yapıyorlar.</p>
<p>Kemalizm?</p>
<p>Evet. Ve bu izm üzerinde tartışma yapabilecek öğretim üyelerini dışlıyorlar. Çünkü rektörlük kademesindeki kişiler, her şeye hâkimler. Rektöre karşı düşüncenizi açıklarsanız, özgürce bilim üretebileceğiniz alanlara, kongrelere bile sizi göndermiyor, laboratuvarınızı kısıtlıyor, asistanınıza oda vermiyor, anabilim dalındaki doçent, profesörlere kadro vermiyor.</p>
<p>Yani devleti yaşatacağım derken bilimi öldürüyor.</p>
<p>Tabii istemeden gerginlikler oluşuyor ve bilimin gelişmesine engel oluyor üniversitede bu siyasi ortamın yaratılması.. Rektörler fikirlerini özgürce açıklayabilirler ama kendi adlarına. Üniversitede siyaset yapamazlar. 15 bin bilim insanının olduğu bir yerde 50 kişilik bir senatonun dahi açıklama yapması o üniversitenin bütününü bağlamaz. Bu tip bildirilerin yayınlanması, belli bir ideolojinin hâkim olması üniversiteleri karşılıklı çatışma ortamına itiyor. Üniversite sadece o izme bağlı insanların yetiştirileceği bir baskı unsuru haline geliyor. Üniversite öğretim elemanı, öğrencisi ile akademik özgürlüklerin alanı olmalıdır. Bilimsel düşünce o zaman gelişim gösterir..</p>
<p>Bilim yapma olanakları tıkandığı için mi bu kadar çok intihal vakası oluyor?</p>
<p>Biliyorsunuz en son fizikçilerin dünya çapındaki bir intihali ortaya çıktı. Bunu ortaya çıkaranlar da yabancı bilim adamları. Bu da bizi çok üzdü. Daha önce İhsan Doğramacı&#8217;nın, Ömer Dinçer&#8217;in, Kemal Alemdaroğlu&#8217;nun, Necla Arat&#8217;ın intihalleri ortaya çıkmıştı. Siz öğretim üyelerinin kişisel husumeti veya kişisel ilişkileriyle akademik yükseltmeler yaparsanız böyle olaylar da ortaya çıkar tabii.</p>
<p>İntihaller saklanıyor, &#8216;ne olacak, araştırmacı oradan biraz alıntı yapmış&#8217; diyenler var.</p>
<p>Maalesef. Biz doçentlik ve doktora sınavlarının açık ve şeffaf olarak yapılması hatta video kamera konulması, jürideki öğretim üyelerinin de denetlenmesi taraftarıyız. Her öğretim üyesinin de jürilere girmemesi lazım. Örneğin kendisini bilimsel yönden geliştirmemiştir. Uluslararası yayını yoktur. Yabancı dile hâkim değildir. Ondan çok daha iyi, yurtdışında doktorasını yapmış, yabancı dile hâkim ve uluslararası yayınları olan bir adayı jüride bırakabiliyorlar. Çünkü o jüri üyesinin, o adayın anabilim dalı başkanına karşı bir husumet ya da siyasal görüş farkı vardır. O çatışmadan o aday da zarar görüyor.</p>
<p>İntihalleri saptananların ceza aldıklarına da şahit olmadık&#8230;</p>
<p>Çünkü intihali saptayacak jüride de kişisel ilişkiler rol oynuyor. Kemal Alemdaroğlu&#8217;na YÖK&#8217;te soruşturma açılmadı ve ceza almadı. Meslek örgütü bu konuyu etik açıdan inceledi ve cezalandırdı. İhsan Doğramacı&#8217;nın kitabının intihal olduğunu kendi yayınevi söylediği halde onunla ilgili bilirkişilerin olumlu rapor vermesi nedeniyle intihal sayılmadı. Cerrahpaşa&#8217;da görevli Prof. Dr. Hasan Yazıcı çok gitti üstüne. Ve tazminat davaları açıldı ona. Hasan Yazıcı etik konusuna çok önem veren, özgün bilim yapan çok kıymetli bir bilim insanıdır. Ve tazminat davasını da yüzde 25 ödenmek kaydıyla kaybetti. Dolayısıyla yüzde 75 intihal olarak görüyor şimdi kendisi. Tazminat davasını yüzde 100 kazanmış olsaydı yüzde 100 intihal diyecekti.</p>
<p>Çete görüntüsü veriyor manzara.</p>
<p>Kesinlikle oldukça olumsuz bir durum.. Bilimsel bir çeteleşme mi nedir bilemiyorum. Tabii çeteyi hukuki anlamda örgütlü bir çalışma olarak kullanmayalım ama ahbap çavuş ilişkisi, adam kayırma var maalesef. Gerek akademik yükseltmelerdeki kişisel ilişkilerin kullanılması, gerekse intihallerin saptandığı zaman bile göz yumulması bilimin ilerlemesi yönünde bir engel teşkil ediyor.</p>
<p>Kim ortaya çıkarabilir bu bilim çetesini?</p>
<p>Valla çok zor. Bilim insanlarının kendi sorumluluklarını çok iyi bilmesi, özgün araştırmaların öne çıkarılması ve intihal yapmış olan kişilerin de kim olursa olsun üzerine gidilmesi gerekir. Son dört yılda 22 bilim insanı intihalden dolayı ceza görmüş. Açılan soruşturma sayısı 70. Bu, iyi bir gelişme.</p>
<p>Ama yeterli değil galiba?</p>
<p>Değil. İntihallerin önüne geçebilmek için çok sıkı önlemler alınması gerekiyor. Eğer siz baştan iyi yetiştirirseniz bilim insanını sonuçta o da intihallere karşı mücadele verir konuma gelir. Bize göre profesör ve doçent olmayı güçleştirmek gerekir. Herkesin profesör olmaması gerekir. İngiltere&#8217;de bugün Prof. sayısı çok azdır. Doktora çok önemlidir. Doktorayı çok önemli bir pozisyona getirip, insanların öğretim üyesi kadrosuyla ders vermelerini sağlamak lazım.</p>
<p>Kaç tane Prof. ve doçent var?</p>
<p>115 üniversitemizde 34 bin Prof., 24 bin de doçent var. Son dört yılda Prof. ve doçent sayısındaki artış yüzde 12 olurken, araştırma görevlisi sayısı yüzde 7,3 arttı. Bunun tam tersi olması lazım. Daha çok asistan, daha az Prof. formülünüze herkes karşı çıkar gibime geliyor. Tabii ki herkes buna karşı çıkar. Çünkü Prof. olunca maaş artıyor. Kendisi Prof. olmuş konuşuyor, diyecekler ama bu böyle değil. Ben Prof. olmadan önce de bunu söylüyordum. Prof. olmak, bir insanın alanında en yüksek bilgiye sahip olduğunu göstermiyor, sadece o kadroyu hak ettiğini gösteriyor diyorsunuz? Kesinlikle. Uluslararası yayını olmayan rektörler var bizde.</p>
<p>Yok artık!</p>
<p>Araştırın. Özal zamanında hiçbir ölçü konmadan, yabancı dil şartı bile aranmadan, bir gecede Prof. oldu birçok doçent. O dönemin profesörleri dekan da oldu, rektör de oldu. Kemal Gürüz&#8217;ü de, Kemal Alemdaroğlu&#8217;nu da araştırın. Kaç tane yurtdışı yayın yapmışlar? Dolayısıyla bilimde liyakati öne çıkarmamız gerekir. Üniversiteler burada kaybediyor. Liyakatten çok ahbap çavuş ilişkileriyle oluyor yükseltmeler. Yükseltmelerde bilimsel kriterlerin getirilmesi şu son dört-beş yıl içerisindedir.</p>
<p>Bundan önce böyle değil miydi?</p>
<p>Değildi. Hatta bir ara üniversitede kimlerin profesörlük, doçentlik jürilerine girebileceğinin saptanması için herkesten yayınları istendi. Bunlara belirli bir puantaj verildi. Bu güzel bir uygulama idi. İstanbul Üniversitesi&#8217;nde bile o dönemde bin 900 öğretim üyesi vardı. Bunların ancak 300-400&#8242;ü jürilere girebilecek nitelikteydi. Ama sonra o kriterler de tekrar kaldırıldı. Bunlar tabii ki nitelikli bilim insanı yetiştirmenin önünde büyük engellerdir. Buna rağmen son dört yılda 12 bin 246 tane yayından 17 bin 385 yayına yükselmişiz. Dolayısıyla 146 ülke arasında 22&#8242;nci sıradan 19&#8242;uncu sıraya yükselmişiz. Ama bu yayınlara atıf yapılma bakımından 33&#8242;üncü sıradayız.</p>
<p>Bizim ne kadar araştırma görevlisine ihtiyacımız var?</p>
<p>Yeni açılan 32 üniversitede öğretim elemanı 128&#8242;i profesör olmak üzere 4 bin 42. Gerçek ihtiyaç 19 bin 125. Arada 15 bin açık var. Bu açık en az 10 yılda tamamlanır. O nedenle yüksek lisans ve doktoranın önünü açmak lazım. Profesörlük kadrolarının adaylar için bilim dallarına verilmesi rektörlerin isteğine bağlıdır genelde. Rektörün hoşuna giderseniz size kadro veriyor. Profesörlük yükseltmelerdeki jürileri de üniversite yönetimi belirliyor. Jüride beş-sıfır aleyhinde rapor verilen birini rektör eğer tutuyorsa, kendi kafa yapısındaysa, bunu yönetime getirmiyor. Çünkü getirse beş jüri üyesinin olumsuz değerlendirmede bulunduğu o kişi Prof. olamayacak.</p>
<p>Ne yapıyor?</p>
<p>O raporu yok sayıyor. Bu sefer değişik insanlardan yeni bir jüri oluşturuyor. Hatta o Prof. olamaz denilen kişiye soruyor. &#8216;Bak bunlar sana olumsuz verdi. Kimleri yapalım yeni jüri üyesi?&#8217; diye. Ahmet&#8217;i Mehmet&#8217;i alalım diye konuşuyorlar önceden. Dolayısıyla o Ahmet, Mehmet de o kişiye olumlu bir rapor veriyor. Ve bir ay sonra beş-sıfır olumlu bir rapor geliyor.</p>
<p>Vay be!</p>
<p>İşte bu, bilimde önemli bir sorundur. Biz bunu gördük, yaşadık. Halen de devam ediyor bu durum. Profesör kadroları üniversiteye bırakıldığından doçentler rektöre kul-köle olmak durumundadır. Bu kulluk-kölelikten çıkmak için o jüri üyelerinin &#8216;Ben bu adam hakkında olumsuz verdim. Neden bu işleme konulmadı?&#8217; diye kendi haklarını aramaları, gerekirse mahkemeye gitmeleri lazım. Ama bunu da kimse yapmıyor maalesef.</p>
<p>Demek ki bilim çetesini çökertmenin yollarından biri de rektörlerin yetkilerinin kısıtlanmasından geçiyor.</p>
<p>Evet rektöre bağlılığa dayalı yükseltme sisteminden kurtulmak için rektörlerin yetkilerinin daraltılması, atamaların belirli kurullar tarafından yapılması, eski jüriyi yok sayıp yeni bir jüri tesis edilmesinin kesinlikle önlenmesi lazım. Profesörlükte sınav yoktur. Eserleriniz incelenir. Akademik yükseltmelerde eserlere olumsuz not veren jüri üyesi bilimsel ölçütlere dayalı mı olumsuz veriyor, bu da çok önemli. Bilimsel yeterliğinin, şeffaf bir şekilde incelenmesi, akademik yükseltme kriterlerinin yeniden gözden geçirilmesi, doçent ve profesörlüklerin yeni ölçütlerle zorlaştırılması yani sistemin (genelde YÖK sistemi de dahil) tamamen değişimi önemli bence. O zaman belki bu yozlaşmanın, olumsuzlukların önüne geçebiliriz.</p>
</address>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/147/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/147/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/147/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/147/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/147/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=147&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/bilimin-de-cetesi-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.ydicagri.com/images/kemalizm.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Richard Quest Fena Yakalandı !</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/richard-quest-fena-yakalandi/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/richard-quest-fena-yakalandi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Apr 2008 13:49:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/richard-quest-fena-yakalandi/</guid>
		<description><![CDATA[CNN televizyonunun çılgın sunum tarzıyla tüm dünyada tanınan TV programcısı ve muhabiri Richard Quest, New York’taki Central Park’ta sabaha karşı cebinde uyuşturucu, boynunda cinsel organına bağlanmış bir tasma ve elinde bir seks oyuncağıyla yakalandı.
New York polisinden yapılan açıklamada 46 yaşındaki Quest’in park 01.00’de kapanmış olmasına rağmen 03.40’ta durdurulduğu ve cebinde bir sandviç kağıdına sarılmış halde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=145&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><address><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://www.reuters.com/resources/r/?m=02&amp;d=20080419&amp;t=2&amp;i=3946017&amp;w=&amp;r=2008-04-19T193919Z_01_N18329002_RTRUKOP_0_PICTURE0" alt="" width="269" height="227" />CNN televizyonunun çılgın sunum tarzıyla tüm dünyada tanınan TV programcısı ve muhabiri Richard Quest, New York’taki Central Park’ta sabaha karşı <strong>cebinde uyuşturucu, boynunda cinsel organına bağlanmış bir tasma ve elinde bir seks oyuncağıyla yakalandı.</strong></address>
<p>New York polisinden yapılan açıklamada 46 yaşındaki Quest’in park 01.00’de kapanmış olmasına rağmen 03.40’ta durdurulduğu ve cebinde bir sandviç kağıdına sarılmış halde “metanfetamin” bulunduğu açıklandı. Gözaltına alınan Quest, çıkarıldığı mahkeme tarafından 6 ay uyuşturucu tedavisi görmesi şartıyla serbest bırakıldı. CNN, olayla ilgili olarak herhangi bir açıklama yapmazken, şimdi Quest’in kanaldaki geleceğinin ne olacağı merak konusu oldu. Avukatı ise yaptığı açıklamada, “Müvekkilim parkın kapalı olduğunu fark etmemiş. Arkadaşları ile eğlenceden oteline dönerken parka girmiş” savunmasında bulundu. <span id="more-145"></span><br />
İngiliz vatandaşı olan ve eşcinsel olduğu bilinen Richard Quest, CNN televizyonunda “CNN Business Traveler ” programını sunuyordu. Quest ayrıca kendi adını taşıyan yeni bir program için de çalışmalar yürütüyordu.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/145/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/145/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/145/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/145/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/145/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=145&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/richard-quest-fena-yakalandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.reuters.com/resources/r/?m=02&#38;d=20080419&#38;t=2&#38;i=3946017&#38;w=&#38;r=2008-04-19T193919Z_01_N18329002_RTRUKOP_0_PICTURE0" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Acımasız Efeler Hakkari&#8217;de!</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/acimasiz-efeler-hakkaride/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/acimasiz-efeler-hakkaride/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Apr 2008 00:31:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yurttan Sesler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=144</guid>
		<description><![CDATA[Yüksekova&#8217;da bir köylüyü öldüren birini de yaralayan askerlerin, acımasız uygulamalarıyla bilinen özel yetkili Efeler Taburu&#8217;na bağlı olduğu belirtiliyor. Hakkari Milletvekili Esat Canan konuyu Meclis&#8217;e taşıdı.
EN ALT RÜTBELİSİ ASTSUBAY
Yüksekova&#8217;nın Dağlıca köyünde 24 Kasım&#8217;da İslam Terkoğlu&#8217;nun öldürülmesi ve Reşit Soydan&#8217;ın yaralanması olayı, gözleri Hakkari&#8217;deki askeri oluşuma çevirdi. Köylülerin Efeler Taburu&#8217;nca tarandığı bildiriliyor. Tabur, özel yetkileri ve acımasız [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=144&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="p_spot"><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://www.karalahana.net/resimler/ozel%20tim.jpg" alt="" width="159" height="187" />Yüksekova&#8217;da bir köylüyü öldüren birini de yaralayan askerlerin, acımasız uygulamalarıyla bilinen özel yetkili Efeler Taburu&#8217;na bağlı olduğu belirtiliyor. Hakkari Milletvekili Esat Canan konuyu Meclis&#8217;e taşıdı.</p>
<p><strong>EN ALT RÜTBELİSİ ASTSUBAY</strong></p>
<p>Yüksekova&#8217;nın Dağlıca köyünde 24 Kasım&#8217;da İslam Terkoğlu&#8217;nun öldürülmesi ve Reşit Soydan&#8217;ın yaralanması olayı, gözleri Hakkari&#8217;deki askeri oluşuma çevirdi. Köylülerin Efeler Taburu&#8217;nca tarandığı bildiriliyor. Tabur, özel yetkileri ve acımasız uygulamalarıyla biliniyor. Taburun en alt rütbelileri bile özel eğitimli astsubay.</p>
<p><strong>PKK&#8217;Lİ DİYE GEZİYORLAR</strong></p>
<p>Motorize birlikler halinde hareket eden taburun operasyonları, ordunun normal hareketliliği dışında ve gizli yapılıyor. <span id="more-144"></span>Tabura bağlı askerlerin PKK&#8217;li kıyafetleriyle köylere indiği ve köylüleri sorguladığı kaydediliyor. Van bölgesi askeri hiyerarşisi de taburun acımasız uygulamalarından haberdar.</p>
<p><strong>Yüksekova &#8216;Efeler&#8217;i</strong></p>
<p>Hakkari&#8217;nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca (Oremar) köyünde 24 Kasım&#8217;da İslam Terkoğlu ile Reşit Soydan odun toplamaya çıktıkları sırada askerlerce tarandı. Terkoğlu yaşamını yitirdi, Soydan yaralandı. Failler belli olmasına rağmen yargı önüne çıkarılmadı. Hakkari Valiliği olayın üstünü örtmeye çalıştı. Konuyu Meclis&#8217;e taşıyan Hakkari Milletvekili Esat Canan ise, köylülerin Hakkari&#8217;de Efeler Taburu diye bilinen tabura bağlı askerler tarafından tarandığını belirtti.</p>
<p><strong>&#8216;Efeler Taburu sorumlu&#8217;</strong>Canan, Terkoğlu&#8217;nun ölümüne, Soydan&#8217;ın yaralanmasına neden olan askerlerin yörede acımasız uygulamalarıyla tanınan Efeler Taburu&#8217;ndan olduklarını belirtti. Canan, taburun en az 10 yıldır yörede aktif olduğunu, özel eğitimden geçmiş askerlerden oluşturulduğunu ve gerilla taktiklerini uyguladığını söyledi. Canan, taburun zaman zaman PKK&#8217;lilerin kıyafetlerini giyerek halk arasında gezdiğini ve sorgulama faaliyetleri yaptığını da kaydetti. Taburun motorize bir güç olduğunu ve son olayda da hiç bir yere haber vermeden operasyona çıktığını aktaran Canan, köylülerin de bu şekilde tarandığını belirtti. Canan, konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı&#8217;nın yanıtlaması için Meclis&#8217;e soru önergesi sunduğunu da belirtti.</p>
<p> </p>
<p><strong>Canan: Vali sorumsuz</strong></p>
<p>Hakkari Valiliği&#8217;nin köylüleri önce &#8216;terörist&#8217; ilan eden, sonra ise köylü diye düzelten tutumunu da değerlendiren Canan, bunun bir sorumsuzluk olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>En düşük rütbe astsubay</strong></p>
<p>Yerel kaynaklar da, Terkoğlu&#8217;nun ölümünden Efeler Taburu&#8217;nu sorumlu tutuyor. Yüksekova Esendere yolu üzerinde bulunan Et Balık Kurumu&#8217;na ait binada konuşlanan Efeler Taburu&#8217;nun kuruluşu 1990&#8242;lı yıllara dayanıyor. Bu taburda bulunan askerlerden en düşük rütbelisinin uzman çavuş ya da astsubay olduğu kaydediliyor.</p>
<p><strong>JİTEM&#8217;le ilişkisi</strong></p>
<p>Bu birliklerin daha çok operasyon öncesi keşif faaliyetlerinde bulunduğu bildiriliyor. PKK&#8217;li kıyafetleriyle köylere inen tabura bağlı askerlerin köylüleri tuzağa düşürdüğü ve sonra ise ajanlaştırdığı da ifade ediliyor. Ajanlaştırılanların JİTEM&#8217;e yönlendirilerek, yerelden bilgi sağlayan &#8216;Haber Elemanları&#8217; şeklinde değerlendirildiği belirtiliyor. Şemdinli olayıyla JİTEM tetikçisi Abdulkadir Aygan&#8217;ın itiraflarından anlaşılacağı üzere, JİTEM&#8217;cilerin de astsubay veya uzman çavuş rütbesinde olması, bu taburun JİTEM&#8217;le benzer faaliyetler içinde olduğu şüphesini güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Yaşadışı eylemler korunuyor</strong></p>
<p>Görevden alınan Van Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Sarıkaya, hazırladığı Şemdinli İddianamesi&#8217;nde, Şemdinli olayının Hakkari İl Jandarma Komutanı Albay Erhan Kubat, Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Erdal Öztürk ile Van Asayiş Kolordu Komutanı Selahattin Uğurlu&#8217;nun bilgisi dışında gerçekleşmeyeceğini vurgulamış ve bunların görevlerini kötüye kullandığına dikkat çekmişti. Özel birlik olarak kurulan Efeler Taburu&#8217;nun da bu hiyerarşiye bağlı olduğu düşünüldüğünde, ortaya çıkan yasadışı eylemlerin bu hiyerarşi dahilinde korunduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>&#8216;Hakkari tesadüf değil&#8217;</strong></p>
<p>Esat Canan, böyle bir taburun Hakkari yöresinde konuşlandırılmasının da tesadüf olmadığına dikkat çekti. Canan, Şemdinli ve Uludere&#8217;de suçüstü yakalanan JİTEM elemanlarının bölgede amaçladıkları şeylerle benzerlikler olabileceğine vurguluyor. Şemdinli olayını gerçekleştirenlerin amaçlarının, halk arasında korkunun yaygınlaştırılması, askeri otoritenin sivil otoriteye hakim kılınması ve bu yolla sınır bölgesinin tasfiye edilmesi olduğu uzun süre tartışılmıştı. Efeler Taburu&#8217;nun da benzer amaçlar güttüğü ve Özellikle Güney Kürdistan&#8217;a yönelik operasyonların öncü birlikleri olduğu belirtiliyor.</p>
<p><em><strong><a href="http://www.gundemimiz.com">www.gundemimiz.com</a></strong></em></p>
<p><strong>NOT:</strong> <em>Özgür Gündem; PKK mahreçli haberleri vermekle öne çıkmış bir gazetedir..</em></p>
<p> </p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/144/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/144/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/144/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/144/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/144/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=144&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/20/acimasiz-efeler-hakkaride/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.karalahana.net/resimler/ozel%20tim.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Chomsky: Kaba, talihsiz, uygunsuz!</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/19/chomsky-kaba-talihsiz-uygunsuz/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/19/chomsky-kaba-talihsiz-uygunsuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 15:56:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[İşte, farklı bir gözden, daha da önemlisi muhalif bir düşünürün gözünden bir Türkiye portresi…
Türkiye’deki politik gelişmeleri takip ediyor musunuz? Son olarak Ak Parti ve DTP’ye kapatma davası açıldı. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Bence çok kaba ve uygun değil. Ben Türkiye’de 2 kez bulundum. Özellikle 2002 yılının başlarında insan hakları üzerine göze çarpan atılımlar gerçekleştirildi.
Sonraki yıllarda [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=140&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>İşte, farklı bir gözden, daha da önemlisi muhalif bir düşünürün gözünden bir Türkiye portresi…</p>
<p><strong><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:PcDCSMXqIrwZ3M:http://www.usefulwork.com/shark/noamchomsky.jpg" alt="" width="124" height="129" />Türkiye’deki politik gelişmeleri takip ediyor musunuz? Son olarak Ak Parti ve DTP’ye kapatma davası açıldı. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Bence çok kaba ve uygun değil. Ben Türkiye’de 2 kez bulundum. Özellikle 2002 yılının başlarında insan hakları üzerine göze çarpan atılımlar gerçekleştirildi.</p>
<p>Sonraki yıllarda da o zaman ki kadar olmasa da yavaş bir ilerleme yine de vardı. Son bir iki senedir ise bu durum gerilemeye başladı ne yazık ki. Bunu çok talihsiz bir durum olarak değerlendiriyorum.</p>
<p><strong>Türkiye’de Ak Parti’nin kapatma davası sonrasında ilginç bir tartışma da gündeme geldi. Demokrasi ve Laiklik üzerine bir tartışma bu. Bir kısım entelektüeller bu davayı demokratik bulmuyor, diğer grupsa Laiklik olmazsa Demokrasi de olmaz diyor. Siz ne düşünüyorsunuz?</strong> <span id="more-140"></span></p>
<p>Bana sorarsanız, benim kendi görüşüm hükümetin laik olmasından yana. Ama dine bağlılığını gösterenleri de yargılamamalılar.</p>
<p>Bence Amerika’nın bu konuda doğru bir duruşu var. Mesela diyelim ki, genç Müslüman bir kadın MİT’te başörtüsünü giymek isterse kimse buna karışmaz.</p>
<p>Çünkü laik topluluktur ve bu da doğru bir yaklaşımdır. Bu durumun Türkiye’de burada olduğundan daha hassas olduğunu anlıyorum ama yinede katılmıyorum.</p>
<p>Mesela bu konuda Fransızların kanunlarına da katılmıyorum. Bence Fransa’nın getirdiği belli kısıtlamalar uygunsuz, insanlar seçme hakkına sahip olmalı.</p>
<p><strong>Buradan, Amerika Birleşik Devletleri’nden bakınca sizce başörtüsü tartışması gereksiz mi? Biz mi çok abartıyoruz? Nasıl görüyorsunuz? Çünkü pek çok kişiye göre Ak Parti’nin gizli de bir ajandası var ve bu başörtü meselesi de bu ajandanın bir parçası.</strong></p>
<p>Evet evet, farkındayım. Burası ve Türkiye arasında fark var. Türkiye’de bu durum gerçekten çok daha hassas bir konu. Laik düşünceye sahip insanlar dini inançların sergilenmesine karşı olabilir, ama ben yine de bu yaklaşıma katılmıyorum. Bence nüfusun büyük çoğunluğunun İslamcı geleneklerden oluştuğu düşüncesi kabul edilirse, ülke daha özgür ve sağlıklı olur.</p>
<p>Odatv</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/140/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/140/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/140/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/140/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/140/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/140/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/140/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/140/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/140/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/140/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/140/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/140/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=140&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/19/chomsky-kaba-talihsiz-uygunsuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tbn0.google.com/images?q=tbn:PcDCSMXqIrwZ3M:http://www.usefulwork.com/shark/noamchomsky.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İsmet Özel&#8217;le &#8220;Kürt Sorunu&#8221;nu konuştuk!</title>
		<link>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/19/ismet-ozelle-kurt-sorununu-konustuk/</link>
		<comments>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/19/ismet-ozelle-kurt-sorununu-konustuk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 15:39:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>komagene</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://derkenar.wordpress.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda Türklük üzerine yazdığı yazılarla dikkatleri üzerine çeken ve tartışma yaratan Şair-Yazar İsmet Özel&#8217;le &#8220;Kürt Sorunu&#8221;nu konuştuk!
TARİHİ TÜRK BİÇİMLERSE, İSTİKBALİ DE TÜRK BELİRLER
Şu sıra gündemde “Kürt Sorunu” var. Siz ise 5 yılı aşkın bir süredir “Türklük” olgusuna vurgu yapıyorsunuz&#8230; 
Türk kelimesine vurgu yapmamın sebebi; tarihin cereyan tarzı içinde, neyin belirleyici olduğunu tespit etme gereğidir.
Türklüğün [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=135&subd=derkenar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><em>Son yıllarda Türklük üzerine yazdığı yazılarla dikkatleri üzerine çeken ve tartışma yaratan Şair-Yazar İsmet Özel&#8217;le &#8220;Kürt Sorunu&#8221;nu konuştuk!</em></p>
<p><strong>TARİHİ TÜRK BİÇİMLERSE, İSTİKBALİ DE TÜRK BELİRLER</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://www.ismetozel.org/haftalik.gif" alt="" width="290" height="219" />Şu sıra gündemde “Kürt Sorunu” var. Siz ise 5 yılı aşkın bir süredir “Türklük” olgusuna vurgu yapıyorsunuz&#8230; </strong></p>
<p>Türk kelimesine vurgu yapmamın sebebi; tarihin cereyan tarzı içinde, neyin belirleyici olduğunu tespit etme gereğidir.</p>
<p><strong>Türklüğün belirleyici olduğunu mu öne sürüyorsunuz? </strong></p>
<p>Evet. Öte yandan, tarih ile günümüz arasındaki ilişkiyi, tarih algımızı mütehakkim güç biçimlendiriyor.</p>
<p><strong>Neden? </strong></p>
<p>Çünkü böylece kendi planlarını hayata geçirme kolaylığı elde ediyor.</p>
<p><strong>Tarihi, galip güçlerin biçimlemesi bize ne kaybettiriyor? <span id="more-135"></span></strong></p>
<p>Farklı yönelişlerin, direnişçi yaklaşımların önü tıkanıyor. Tarihten güç almak, destek bulmak, istikbali tayin etmek en büyük mesele haline geliyor. Ben, Türklüğe vurgu yapıyorum, çünkü Türkiye’nin geleceğine dair endişeler taşıyorum. Şu anda başımıza gelen, başımızdan geçen olayları, kişileri de doğru anlamak için, tarih hakkında, kimliğimiz hakkında kararlar vermemiz şarttır.</p>
<p><strong>Siz, hakim güçlerin tarih anlayışına karşı direnişçi bir anlayışla mı Türklük tezini geliştirmiş oldunuz? </strong></p>
<p>Evet, elbette.<br />
<strong>HAKİM GÜÇLERLE, ÇIKARCILARIN KOALİSYONU</strong></p>
<p><strong>“Kürt Sorunu” galip güçlerin tarih telakkisi doğrultusunda mı belirdi? </strong></p>
<p>Türkiye’de “Kürt meselesi” resmî ağızda birdenbire ifadesini buldu. Bu, galip güçlerin ürettiği tarih algılanmasının doğurduğu bir veridir.</p>
<p><strong>Mütehakkim güçlerin gölgesine girmek gibi bir anlamı mı var? </strong></p>
<p>Evet. Fakat, tarihi doğru algılamayınca ortaya çıkan çarpıklıklar, sapmalar çoğalıyor ve her şeyi bulanık, boğucu hale getiriyor. Ben “Türkleşmekle İslamlaşmak içiçedir, aynı şeydir” diyorum. Kimileri bu sözümü “Kürtlüğü İslam dışı saymak” olarak anlamak istedi.</p>
<p><strong>Kürtler, Kürtlük; bütün odakların gündeminde birinci madde oluverdi. Bunun sebebi Kuzey Irak’ta olanlar mı? </strong></p>
<p>Türkiye’de, resmî görüş, uzun süre Kürtlerin varlığını inkar etme yoluna gitti. Şimdi kabul ediyor. Türkiye’yi mahvetmek isteyenler koalisyon halindeler. Dünya çapında faaliyet gösteren büyük sermaye ile Türkiye çapında kendi çıkarına odaklanmış çevreler koalisyon kurmuş durumda. Büyük sermaye için Tibet sorunu ile “Kürt Sorunu” benzer işlere yarar.<br />
<strong>BATAN GEMİNİN KÜRT SORUNU</strong></p>
<p><strong>Yani? </strong></p>
<p>Ben, Modern Türk Şiiri’nde “Kürt” kelimesini kullanan ilk şairim. “Kürt” telaffuz edilen bir kelime değildi. Konuyla ilgili kitaplara “Doğunun Sorunları” gibi adlar verilirdi. Ama şimdi bir tarafta Cumhuriyet rejiminin 80 senedir rantını yemiş olanlar; bir tarafta da “Nasıl olsa gemi battı, ben batan geminin mallarını satarak ne kazanırım?” diye düşünenler var.</p>
<p><strong>Demirel “Kürt realitesini kabul ediyorum” demişti. </strong></p>
<p>Böylece, siyaset yapma ehliyeti kazanmıştı.</p>
<p><strong>Tayyip Erdoğan da “Kürt sorunu benim sorunumdur” dedi? </strong></p>
<p>O da iktidarda kalmayı garantiliyor. Zaten arkasından Amerika’dan övgü gelmiş.<br />
<strong>BOŞ HAFIZA, DÜŞÜK ÇENE</strong></p>
<p><strong>İktidarda kalmak ABD’nin desteğiyle mi mümkün? </strong></p>
<p>Amerikan kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde “Çekiç Güç” olarak yıllarca durdu. Bütün hükümetler Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılmasını onayladı. Bütün muhalefetler ret oyu verdi. Olup biten herşeyi hafızadan silerek, boş bir hafızayla mı konuşacağız?</p>
<p><strong>Sonuçta, çatışan iki taraf var ve&#8230; </strong></p>
<p>İki taraf çatışmıyor ki! Hiç kimsenin çatıştığı yok. Tayyip Erdoğan’ın “Kürt Sorunu” ibaresini ağzına almasına itiraz edenler, “Bunu ben yapacaktım, niçin o yaptı” diye itiraz ediyorlar.</p>
<p><strong>Bu durumda&#8230; </strong></p>
<p>İnsanlar hem zihnen hem de yaşama imkanları bakımından hapsedilmiş durumda. Kürtlerin yaşadığı yerlerde insanlar kendilerini Ankara’ya pek bağlı hissetmiyorlar. Bir ay önce Doğubeyazıt’a gittim, gördüm, “Ankara ne derse o olur” fikri yaşamıyor orada. “Rüzgar ne taraftan eserse, yapacağımı ona göre belirlerim” diyor insanlar. Ha, mesela Tekirdağ’da bir rüzgar beklemiyorlar belki, ama diyelim ki Adıyaman’da bekliyorlar.<br />
<strong>AMERİKA’NIN TÜRKİYE’YE İHTİYACI MI VAR, YA TÜRKLERİN? </strong><br />
<strong>Kürt devleti kurulursa, hakim güçlerin müttefiki olarak Türkiye’nin yerini mi alacak? </strong></p>
<p> </p>
<p>Ben bu kafanın çalışma tarzını anlamıyorum. Türkiye’ye ihtiyaç mı var? Türkiye’ye Amerika’nın ihtiyacı olduğunu düşünen, ona göre plan yapanlar var. Ben, bizim Türkiye’ye ihtiyaç duyup duymadığımızı soruyorum. İnsanlar yalnızca kendi evinin tapusunu, emekli maaşını, kişisel kazancını düşünecek kadar sığlaşırsa, o zaman ABD’nin bize ihtiyacı olmasını isterler. Türkiye’yi bir bütün olarak kendisinin kabul eden, Türkiye’ye “vatanım” diyen insanların Amerika’nın ihtiyacına ihtiyacı olmaz.<br />
<strong>“ÇIKAR YOL, ÇIKMAZ SOKAK” </strong></p>
<p><strong>Sizin Türkiye telakkiniz&#8230; </strong></p>
<p>Cuma Mektupları’nda çıkar yol ile çıkmaz sokak arasındaki farktan söz etmiştim. Türkiye bir çıkmaz sokakta mı, yoksa bir çıkar yol mu arıyor? Çıkmaz sokaktasın, ama duvarı yıkarsın çıkar yol olur. Veyahut geri dönersin.</p>
<p><strong>‘Çıkmaz sokak’, neye tekabül ediyor? </strong></p>
<p>Mesela Türkçü, Solcu, İslamcı, ne olursan ol; Türkiye’de hükümette rol alabilmek için zaten kendi hususi tezlerini terketmiş olman gerekiyor. Şimdiye kadar hep böyle oldu.<br />
<strong>“İSA BU KÖYE UĞRAMADI” DİYE BİR ROMAN</strong></p>
<p><strong>“Kürt Meselesi”nin, doğudaki yaşama şartlarıyla ilgisi var mı? </strong></p>
<p>“Doğu sorunu bir Kürt sorunu değildir, bir ekonomik sorundur” demek salakçadır. Türkiye’de, Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki iktisadi mesele, diğer yerlerdeki iktisadi meseleden ayrı mıdır? Uzun yıllar boyunca, İtalya’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki ciddi gelir farkından bahsedilmiştir. Ama hiç kimse güney İtalya’nın kültürel veya siyasi bir özerklik derdi olduğunu söylememiştir. Hatta bu konuda roman bile var, İsa Bu Köye Uğramadı diye.<br />
<strong>KARABEKİR, KARAKİLİSE, KARAKÖSE</strong></p>
<p><strong>Kuzey Irak’ta petrol kaynakları var. Petrol zengini bir Kürt devleti hayali mi kuruluyor? </strong></p>
<p>Doğubeyazıt’a gittiğimde, bir tanıtma broşüründen öğrendim ki Karaköse’nin adı, Ermeniler tarafından Karakilise olarak telaffuz edilirmiş. Kazım Karabekir gelince, “Karakilise olmaz, Karaköse” demiş. 1920’den hemen önce oluyor bu. Biz bundan bahsedelim. Cumhuriyetin inşasıyla “Kürt meselesi” arasındaki ilişkiyi yanlış vazediyorlar.<br />
<strong>İSTİKLAL HARBİ, TÜRKLERİ TARİHTEN SİLMEK İSTEYENLERİN BAŞARISIZLIĞA UĞRATILMASIDIR. </strong></p>
<p><strong>Cumhuriyetin inşasıyla “Kürt Meselesi” arasındaki ilişki, nasıl bir ilişki? </strong></p>
<p>Biz Türkler (bunun içine Müslüman oldukları takdirde Kürtleri de katıyorum), İstiklal Harbi aracılığıyla bir başarı kazanmadık. Biz, Türkleri tarihten silmek isteyenleri başarısızlığa uğrattık. Bu çok önemli bir şey. İstiklal Harbi bir başarı değildir. İstiklal Harbi, Türkleri tarihten silmek isteyenlerin başarısızlığa uğratılmasıdır. Hiç kimse, olan biteni başka türlü algılatan, bu harpten kaçıp da harbin kazanılması sonunda en büyük avantajları yutanların tezgahına gelmesin. Savaş sonunda eldeki belgelerde “Firar Etti” diye kayda geçenlerin kimileri, Arap alfabesiyle yazılan ‘F’ harfinin üzerine bir nokta daha koyarak, kaydı “Karar etti” şeklinde değiştirmiştir. Bugünkü mesele, İstiklal Harbi’nin anlamına sahip çıkıp çıkmama meselesidir.</p>
<p><strong>İstiklal Harbi’nin anlamı derken?.. </strong></p>
<p>İstiklal Harbi’nden kim ne anlıyor? Ben söylüyorum ne anladığımı. Bu toprakların vatanlık vasfına sahip çıktık biz bu savaşla. İstiklal Harbi’nde Arnavut’muş, Kürt’müş, öyle bir ayrım hiç yoktu. Ne için can verdiğimizi akılda tutmazsak, canımıza, malımıza bugün kastedenlere ahmakça boyun eğmiş olmaz mıyız?</p>
<p><strong>İstiklal Harbi’ne katılan, Türklüğün tarihten silinmesini engelleyen fakat etnik kökeni itibariyle Kürt olanlar, bugün ters bir yola mı giriyorlar? </strong></p>
<p>II. Dünya Savaşı’nı sonuna kadar ordunun başında olan Mareşal Fevzi Çakmak nereli? Malatyalı. Kürt. İsmet İnönü? Bitlisli. İsmet İnönü üstelik Millî Şef. İstiklal Harbi’ne harcanan enerji kimin enerjisiydi? Bugün burada yaşayan insanlara bakarken, İstiklal Harbi’ni veren insanlara bakmış olmuyor muyuz?<br />
<strong>“KÜRT SORUNU” DÜNYA SİSTEMİNİN DAYATMALARINDAN BİRİDİR</strong></p>
<p><strong>Kürtlerle ilgili sıkıntılar ne zaman başlıyor? </strong></p>
<p>Herhalde, 1925’teki Şeyh Sait İsyanı’nın zorladığı bir şey olması lâzım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Tek Parti Dönemindeki ideolojik yapısı şuydu: “İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz.” Hakikat ne olursa olsun, bir savunma psikolojisi içinde, bunu söylüyorlardı. Ama beynelmilel bir Kürdistan hazırlığı herhalde öteden beri vardı. Ben 40 sene önce, 1966 yılında; bugün ortalıkta dolanan o bayrağı gözlerimle gördüm.</p>
<p><strong>Doğuda çok ciddi bir işsizlik sorunu var. Bu, besbelli manipüle ediliyor. Yıllar süren bir şiddet süreci&#8230; Olağanüstü haller&#8230; Köylerin boşaltılması. Çocukları ölen insanlar var. Bütün bunlar birbirine eklenerek bugünkü karmaşık meseleler yumağı ortaya çıkmış&#8230; </strong></p>
<p>“Kürt Sorunu” dedikleri şey, çok orijinal bir şey değil. Dünya sisteminin dayatmalarından biridir, hepsi bu.</p>
<p><strong>Dayatmalardan biri mi? </strong></p>
<p>İran – Irak Savaşı 8 sene sürdü. Ve bu 8 sene boyunca hem Irak, hem İran, bunun kendilerine dayatılmış bir savaş olduğunu söylüyorlardı. Gene de savaşıyorlardı. “Boşver, bizi boşuna kapıştırıyorlar” demediler, diyemediler. 8 yıl boyunca Irak petrolden kazandığı bütün paraları silaha yatırdı. İran da aynı şeyi yaptı.<br />
<strong>1977’DE TOPLANAN BİR SİYONİST KONGRE</strong></p>
<p><strong>“Kürt Sorunu”nu bir dayatma olduğunu söylüyorsunuz&#8230; </strong></p>
<p>1977 yılında ABD’de toplanan bir Siyonist kongre, Ortadoğu’da etnik ve dinî gruplara dayalı ‘devletçikler’ kurulması kararı aldı. Bunu ben oraya muhabir göndererek öğrenmedim. Basında yer aldı.</p>
<p><strong>Nerede okudunuz? </strong></p>
<p>Sanıyorum, “Event” diye bir dergi çıkıyordu&#8230;<br />
<strong>TÜRK EDEBİYATI’NIN ETNİK SORUNU YOKTUR</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>“Kürt Sorunu”nun emperyalistlerin bir dayatması olduğunu ve bunun da önceden planlanmış olduğunu belirtiyorsunuz? </strong></p>
<p>“Kürt Sorunu” dedikleri şey, Kürtlerin sorunu mudur? Bütün dünyada Kürtler, “Arkadaş biz bunca sene devletsiz yaşadık, bundan sonra devletimize kavuşmak üzere harekete geçiyoruz” mu dediler? Böyle bir şeyin olması için önce bunu edebiyatının olması lâzım. Bir millet edebiyatıyla doğar.</p>
<p><strong>Oysa siz Türk Şiirinin, Türk Edebiyatının birçok parlak isminin Kürt kökenli olduğuna dikkat çekiyorsunuz? </strong></p>
<p>Türk Edebiyatı’nın etnik sorunu yoktur. Abdülhak Hamid, yanlış bilmiyorsam Çerkez’dir. Cahit Sıtkı Tarancı, Kürt; Cemal Süreya, Zaza.</p>
<p><strong>Bir Kürt Edebiyatı da inşa edilmeye çalışılıyor fakat? </strong></p>
<p>Evet, ama o itelemeyle olmaz ki&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>İSLAMİ TUTUMU REDDEDENLER, TÜRKİYE LEHİNE HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ</strong></p>
<p><strong>Bu sorunu hangi zeminde, kimlerle tartışmak mümkün sizce? </strong></p>
<p>Bu ülkede yaşayan insanların kendi önemlerini fark edip, bu öneme yakışan bir tavır benimsemeleri gerekir. Net bir şey bu.</p>
<p><strong>Mesela hükümet&#8230; </strong></p>
<p>AKP iktidarı; İslami tutum ve davranışlar karşısında gösterdiği çekingenliği ya da menfi tavrı sürdürdüğü müddetçe, ne Türkiye lehine ne de Türkiye’de yaşayan herhangi bir insan lehine bir iş yapamaz.<br />
<strong>BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI VE PKK</strong></p>
<p><strong>Bunu biraz açar mısınız? </strong></p>
<p>Kızlar üniversitelere başları örtülü olarak devam edemiyorsa, sen “Bu iş bitti, o konuyu kapattık” diyorsan, bu, başörtüsü yasağının, Kürdistan’ın kurulmasında bir dayanak olduğunu ispat eder.</p>
<p><strong>PKK, “Biz devlet kurarsak, başörtüsü sorunu olmayacak, rahat yaşayacaksınız” diye bir söz yayıyormuş? </strong></p>
<p>Yani başörtüsü yasağı, PKK’nın az ya da çok işine yaramış oluyor. Dahası, AKP “Başörtüsü yasağını kaldırırım” diye gelmedi mi? Başörtüsü yasağını PKK mı kaldıracak?<br />
<strong>MODERN BİR TÜRKİYE KURMAK İÇİN SAVAŞMADIK</strong></p>
<p><strong>Başörtüsü yasağı, vatanseverliği, millet bütünlüğünü zayıflatıyor mu? </strong></p>
<p>“Battı balık yan gider” diye mi düşüneceksiniz, yoksa başka şeyleri mi?</p>
<p><strong>Başka şeyler? </strong></p>
<p>1921 Anayasası’nda “Devletin dini İslam’dır” yazıyor, 1924 Anayasası’nda “Devletin dini İslam’dır” yazıyor, 1928’de 1921 “Devletin dini İslam’dır” ibaresi Anayasa’dan çıkıyor.</p>
<p><strong>Yani? </strong></p>
<p>Yani, İstiklal Harbi, modern bir Türkiye kurmak üzere yapılmadı. Bu iddia yanlıştır, yalandır. İstiklal Harbi, kefeni yırtmak için yapıldı.<br />
<strong>LLOYD GEORGE: “OSMANLI’NIN MİRASÇISI YUNANİSTAN’DIR” </strong></p>
<p><strong>“Kefeni yırtmak” derken?.. </strong></p>
<p>Bugünlerde çok okunan kitaplardan birinin ilk sayfalarında şu yazıyor: 1918’de, İngiltere Başbakanı David Lloyd George diyor ki “Osmanlı Devleti’nin mirasçısı Yunanistan’dır.” Yani bütün bu topraklar Yunanistan’a verilecek. Hangi topraklar? Ermenistan’a verilmeyen, Kürdistan’a verilmeyen topraklar.</p>
<p><strong>“Kürt Sorunu” lafını anlamamız için dönüp İstiklal Harbi’ne&#8230; </strong></p>
<p>Hiçbir yere dönmenize lüzum yok. Şu gün Türkiye’de iktisadi ve siyasi manada yapılan şeylerin birbiriyle ilgisini görmeye bakalım. Garanti Bankası’nı kim aldı? General Electric. Ama, Garanti Bankası’nın personeline olan borçlar SSK’ya devredildi. Yani, General Electric, Garanti Bankası’nda çalışan insanların sosyal haklarıyla ilgili hiçbir yükümlülük altında değil! “Ben müessesenin kâr getiren kısmını alıyorum. Bu yatırdığım para bana kısa zamanda geri dönecek ama buna karşılık hiçbir yükün altına girmiyorum” diyor adam.<br />
<strong>KÜRT MEDRESELERİNE NE OLDU? </strong></p>
<p><strong>Lloyd George’u andınız. Onun yakın elemanlarından biri, tarihçi Arnold Toynbee’nin bir kitabı var: Türkiye. Orada “Bu genç Cumhuriyeti bekleyen iki tehlikeden birisi Kürtler, öteki de İslamcılardır” diyor&#8230; </strong></p>
<p>Toynbee’nin kehaneti ya da görüşü şöyle dursun. Bugün hem Kürt meselesi, hem İslam meselesi başında oturtulduğu raydan çıkmıştır. İyi bir yere mi gidiyor? Hayır. Ama ne İngilizlerin, ne de resmî ideolojinin oturttuğu rayda.</p>
<p><strong>Başbakanın “Kürt Sorunu” demesinin anlamından söz ettiniz. Fakat&#8230; </strong></p>
<p>PKK, Kürtlerin yaşadığı yerlerdeki medreseleri yoketti mi, etmedi mi? Başbakan o medreselerden yana mı, değil mi? “Kürt Sorunu” diyen başbakan, şunu mu söylemek istiyor: “PKK yürüttüğü hareketle, Kürtlerin, Cumhuriyet kurulduktan sonra, entelektüel seviyelerini yükseltmek için başvurdukları kurumları yoketmiştir.” Bunu mu söylüyor?<br />
<strong>“BEN TÜRK’ÜM, ÇÜNKÜ MÜSLÜMAN’IM” DİYEN KÜRT</strong></p>
<p><strong>Siz, bir Kürt’ün “Ben Türk’üm” dediği zaman, yabancıların buradaki operasyonlarına zemin bırakmamış olacağını söylüyorsunuz&#8230; </strong></p>
<p>Ama burada unuttuğun bir husus var. Kürt neden “Ben Türk’üm” diyecek? Müslüman olduğu için. Yani, Müslüman olmak Türk olmaktan ayrılmaz, bunu kabul ettiği için. Kürtlerin “Ben Türk’üm” demesini engelleyenler arasında, başka etnik iddia sahibi olanlar da var. Bir Kürt “Ben Türk’üm çünkü Müslüman’ım” dediği zaman Çerkez, Arnavut ne yapacak?</p>
<p><strong>O da aynısını demek zorunda? </strong></p>
<p>Hatta daha sık ve daha yüksek sesle söylemeli. Neden? Çünkü Kürt hakikaten Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra avantajlardan yararlanma konusunda Arnavut ya da Çerkez kadar avantajlı olmadı.<br />
<strong>KÜRTÇÜLÜK DAVASI, İSLAM DAVASINA KATKI SAĞLAMIYOR</strong></p>
<p><strong>1920’de Kürdistan, Lazistan mebusu varken kimse rahatsız olmuyordu bu işten. Niye?.. </strong></p>
<p>Çünkü oraya Kürdistan denmezse Ermenistan denmek zorunda; Lazistan denmezse Pontus denmek zorundaydı. Yani bu bir İslami vurguydu. Adamın Kürt, Laz olduğunu söylediğin zaman, Müslüman olduğunu söylemiş oluyordun.</p>
<p><strong>Şimdi neden Kürtlük iddiası Müslümanlıkla aynı anlama gelmiyor? </strong></p>
<p>Çünkü, Kürdistan’ın kurulması, İslam cephesinin kuvvetlenmesi anlamına gelmez. Biz, Türk olarak bir şey yapabilirsek yaparız, Kürt olarak yapamayız.</p>
<p><strong>Kürtlük iddiası, Kürdistan arayışı millî vasfımıza bir katkı sunmuyor. O halde&#8230; </strong></p>
<p>Her zaman söyledim: Milli duruşu sahiplendiklerini söyleyenler, öncelikle, İslam’la olan ilişkilerini gözden geçirsinler.</p>
<p> <br />
<strong>LEYLA ZANA “BEN MÜSLÜMAN’IM” DEDİĞİNDE NE OLUR? </strong></p>
<p><strong>Leyla Zana da “Ben Müslüman’ım” demiyor. </strong></p>
<p>Derse, “Madem Müslümansın, gel, iki Müslüman olarak ne konuşacaksak, derdimiz neyse konuşalım, ortak olalım derdimize. Müslüman’san eğer, sana vuran bana da vuruyor demektir” diyebiliriz. Ama Leyla Zana böyle bir şey demiyor, çünkü Müslüman olursa ya da “Müslüman’ım” derse, birileri ona “Aaa? Biz seni Müslüman olmadığın için destekliyorduk?!” diyecekler.</p>
<p><strong>PKK ile zıtlaşanlar da “Biz Müslüman’ız” demiyorlar. Yani bu tartışmada hiç kimse “Biz Müslüman’ız” demiyor? </strong></p>
<p>Dahası, İslami tutumlar sakıncalı görülüyor. Demek ki Türkiye’de bazı insanları bazı mevkilere ulaştıran, Türkiye içinden güçler değil.<br />
<strong>DAVADAN VAZGEÇMEMEK, DAVAYI YÜRÜTMEK</strong></p>
<p><strong>Burası bizim yurdumuz, ailemiz, yuvamız, hayatımız buranın imkanlarıyla ayakta. Kürtler, mesela Diyarbakırlılar Müslüman. Fakat Leyla Zana bütün Kürtler, tüm Diyarbakır, Güneydoğu adına konuşuyor, söz sahibi olmuş her nasılsa. Bizim adımıza konuşan yöneticiler de İslam’ı dışta tutuyor. Bu kavgadan, tepişmeden dolayı kim kaybedecek? </strong></p>
<p>Türkiye.</p>
<p><strong>Yani Müslümanlar? </strong></p>
<p>Bilmem. Kürtler bir yere geldiler, bundan sonrasını da tamamlamaya çalışıyorlar. Bu ülkede yaşayan insanların kendi bünyesinden bir milli odak çıkarıp çıkarmadığına bakmamız lazım.</p>
<p><strong>Çıkaramıyor. </strong></p>
<p>O zaman ne yapılabilir?</p>
<p><strong>Tek başımıza da kalsak, ayetteki gibi “Müslümanların ilkiyim” demeyecek miyiz? </strong></p>
<p>Bir Müslüman’ın yalnız kalması, davasından vazgeçme mazereti olamaz. Ama davandan vazgeçmemiş olmak, bir davayı yürütmek için yeterli değil.</p>
<p><strong>Dava duracak mı yani? </strong></p>
<p>İyi de ne yapacağız? İnsanların Müslümanlık derdi olmadıktan sonra? Başörtüsünü savunmanın çok önemli olduğuna inanıyorum ben, ama aynı şekilde başörtülü kadınları savunamıyorum.<br />
<strong>AVRUPA BİRLİĞİ, TÜRKİYE’Yİ ‘TANIYACAK’ MI? </strong></p>
<p><strong>Tam istediğimiz gibi bir hareket yürütemiyor, bir tavır sergileyemiyorsak hiç yapmayalım mı? </strong></p>
<p>Tam istiyor muyuz? Uğraşıp da yapamadığımız işler yok, niyet etmediğimiz işler var. Ben, kendilerine müracaat edilebilir bir odak oluşturmaktan söz ediyorum.</p>
<p><strong>Bir tarafta AB, bir tarafta GOP var, ortada “Kürt Sorunu”. </strong></p>
<p>Türkiye, Avrupa Birliği’ne, 1923’te ilan edilen Cumhuriyeti tasdik ettirmek için müracaat ediyor. Girmeyi bırak, kimsenin AB’ye girmek istediğini düşünme, kimse AB’ye girebileceğimize inanmıyor.</p>
<p><strong>Fakat, 3 Ekim’de&#8230; </strong></p>
<p>3 Ekim’de eğer masaya oturulabilirse, bu, Türkiye Cumhuriyeti’ni Avrupa ‘tanıyor’ demek olacak. Yani Avrupa diyor ki, “Sen muvakkaten (geçici bir süre için) kurulmuşsun, I. Dünya Savaşı sonu şartlarında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına engel olamadık, kuruldu. Şimdi icabına bakacağız.” Bunu bilenler de, “Biz nasıl olsa böyle hukuki süreçlerden istifade ettik şimdiye kadar, eğer bu AB’ye muhatap olabilirsek, bizimle el sıkışırlarsa, elimizin olduğu görülecek. Elimiz yanmış, yanmamış hiç önemli değil” diyorlar.<br />
<strong>AB, UÇKURUNU BAĞLAYAMIYOR</strong></p>
<p><strong>AB üyeliğinin avantajları?.. </strong></p>
<p>Avrupa Birliği’ni öyle matah bir şey sanmayın. AB, hem uçkurunu bağlayamıyor, hem de Avrupa milletleri kendilerinin büyük bir tehdit altında olduklarını biliyorlar. Fransa ve Hollanda niçin AB anayasasına ret oyu verdi? Çünkü bu iki ülke Avrupalılığın belkemiği. İngiltere değil. İspanya’da mesela AB anayasasına “evet” denildi ama, katılma oranı yüzde 30!</p>
<p><strong>Avrupa’nın ekonomik gücünden faydalanmayı umanlar yok mu yani? </strong></p>
<p>Avrupa’nın, iktisadi gücünün önemli bir kısmının ordu beslemiyor oluşundan kaynaklandığını söyleyenler haksız değiller. Çünkü askerî yatırımlar verimli [productive] yatırımlar değildir. Avrupa bu yükü Amerika’ya yüklediği için, bunu mesela elma, muz ve tereyağı olarak kullanıyor, stokunda tutuyor. Dolayısıyla Amerika’ya siyaseten bunu yüklemiş olması, ondan emir aldığı bir ortam doğuruyor. Onun için, AB ile Avrupa’nın milli iddiası olan insanları, aynı gemide değiller.</p>
<p><strong>Eski DEP Milletvekili Orhan Doğun “PKK AB sürecini destekliyor” dedi. Herkes AB üyeliğini istiyor, görünüşe bakılırsa? </strong></p>
<p>Zaten bunu Mesut Yılmaz da söylemedi mi? “Avrupa’ya giden yol Diyarbakır’dan geçer” diye.<br />
<strong>CIA TATİLDE Mİ? </strong></p>
<p><strong>Bir aydır, ordunun PKK’yla ilişkisine dair spekülasyonlar yapılıyor. Adalet Bakanı Cemil Çiçek bir açıklama yaptı: “İmralı askerin elinde, sınırlar askerin elinde, bizim il başkanları mı koruyacak sınırları?” dedi. AKP’li bir yetkili “İmralı tamamiyle askerin elinde fakat buna rağmen nasıl oluyorsa Abdullah Öcalan PKK’ya talimat verebiliyor.” dedi. Askerden bir açıklama gelmedi. Emekli General Kemal Yavuz da gazetedeki köşesinde, bu iddialara karşı çıkmakla birlikte, asker kanadının cevap vermesi gerektiğini yazdı. Yine de açıklama gelmedi. Sonra birkaç gazetede Kürt kökenli birkaç aydın “Evet, Abdullah Öcalan generallerle görüşüyor, 2000 yılında Çevik Bir, Öcalan’ı İmralı’da ziyaret etti” gibi açıklamalar yaptılar. Tarihi de veriyorlar. Başka generalleri de anıyorlar&#8230; </strong></p>
<p>Benim size bir sorum var: Bütün bu olayların CIA neresinde? Bütün bu olaylar olurken, CIA izne çıkmış, tatilde olabilir mi?</p>
<p><strong>Emekli Orgeneral Aytaç Yalman da şöyle bir açıklama yaptı: “Amerika Abdullah Öcalan’ı; Barzani ve Talabani’nin önünü rahat bir şekilde açmak için bize teslim etti.” Bunu, o dönemin generali söylüyor. </strong></p>
<p>Benim, bundan en az 20 sene önce söylediğim bir şey vardır: PKK, Türkiye’nin, bölgedeki Kürt meselesine dahil olabilmesi için üretilmiş bir şeydir. Çünkü, Barzani ve Talabani, uluslararası tanınırlık vasfına sahiptir. Bir Peşmerge’yi tutukladığın zaman, ona harp esiri muamelesi yapmak zorundasın. Çünkü uluslararası tanınırlığı var. Son zamanlarda PKK’lılar için “milis” tabiri kullananlar oldu. PKK 1970’lerde kuruldu, 1984’te silahlı mücadeleye başladı. O zamandan bu zaman gelip geçen iktidarlar ne yaptılar?<br />
<strong>EN TEHLİKELİ YER, TÜRK BAYRAĞININ ALTI</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin meselelerini bir hayat-memat meselesi çerçevesinde ele alıyorsunuz hep&#8230; </strong></p>
<p>1918 yılında, Türkiye’de yaşayan insanlar için en tehlikeli yer, Türk bayrağının altıymış. Herkes, İtalyan, Amerikan, Fransız ne bayrağı bulduysa onun altına girmiş. Türk bayrağının altında ölüm bekliyor seni. Türk bayrağını terketmemek kime düşer, kim koşa koşa başka bayrakların gölgesine girer?.. Bunlara dikkatle bakmak gerek.</p>
<p><strong>Bunlar neden hatırlanmıyor, tartışmalara dahil edilmiyor? </strong></p>
<p>Ahlak seviyesi kadar kültür seviyesi de çok düşük olduğu için&#8230;<br />
<strong>HİLAL VE YILDIZ’IN TÜRKLER ELİYLE DÜNYAYA YAYILIŞI</strong></p>
<p><strong>Türk bayrağını önemsiyorsunuz&#8230; </strong></p>
<p>Türk bayrağı, burada icat edilmiş bir şeydir. Antik çağda da vardır ay-yıldız. Ama burada doğuşu şöyle: Hilal, Artemis’in simgesi. Artemis de İstanbul’un hamisi. Artemis’e Latinlerin verdiği isim Diana. İstanbullular, Artemis bu şehrin tanrıçası diye, hilal taşıyorlar, evlerine asıyorlar. Constantine birayı Hıristiyanlığın başkenti yaptığı zaman, beş köşeli yıldızı getiriyor bu şehre. Beş köşeli yıldız da Hz. Meryem’in simgesi. Fakat İstanbul halkı hilalden de vazgeçmiyor, böylece bu ikisi beraber yaşıyorlar. Fetih başladığı zaman, bakıyorlar ki her yerde ay-yıldız. İyi, diyorlar, bu uğur getiriyor bize. Ve minarelerin ve kubbelerin üzerine hilal konmaya başlıyor. Onda sonra İstanbul’dan Kuala Lumpur’a kadar hilal görülüyor! Türklüğün bir şekilde dünyada baskın, belirleyici oluşunun delillerinden biri bu. Hiç de İslami olmayan bir sembol, Türklerin elinde, İslam’nı sembolüne dönüşüyor ve dünyaya yayılıyor!</p>
<p>8sutun.com<br />
30/08/2005</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/derkenar.wordpress.com/135/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/derkenar.wordpress.com/135/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/derkenar.wordpress.com/135/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/derkenar.wordpress.com/135/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/derkenar.wordpress.com/135/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/derkenar.wordpress.com/135/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/derkenar.wordpress.com/135/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/derkenar.wordpress.com/135/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/derkenar.wordpress.com/135/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/derkenar.wordpress.com/135/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/derkenar.wordpress.com/135/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/derkenar.wordpress.com/135/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=derkenar.wordpress.com&blog=599296&post=135&subd=derkenar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://derkenar.wordpress.com/2008/04/19/ismet-ozelle-kurt-sorununu-konustuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9e377c731a88aeba6cce8506140e3fce?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">komagene</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.ismetozel.org/haftalik.gif" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>