Acımasız Efeler Hakkari’de!

20 04 2008

Yüksekova’da bir köylüyü öldüren birini de yaralayan askerlerin, acımasız uygulamalarıyla bilinen özel yetkili Efeler Taburu’na bağlı olduğu belirtiliyor. Hakkari Milletvekili Esat Canan konuyu Meclis’e taşıdı.

EN ALT RÜTBELİSİ ASTSUBAY

Yüksekova’nın Dağlıca köyünde 24 Kasım’da İslam Terkoğlu’nun öldürülmesi ve Reşit Soydan’ın yaralanması olayı, gözleri Hakkari’deki askeri oluşuma çevirdi. Köylülerin Efeler Taburu’nca tarandığı bildiriliyor. Tabur, özel yetkileri ve acımasız uygulamalarıyla biliniyor. Taburun en alt rütbelileri bile özel eğitimli astsubay.

PKK’Lİ DİYE GEZİYORLAR

Motorize birlikler halinde hareket eden taburun operasyonları, ordunun normal hareketliliği dışında ve gizli yapılıyor. Yazının devamını oku »





Vicdani Retçi Savda’ya 5 Gün Hücre Hapsi

28 02 2007

DERKENAR: “Önümüzdeki yıllarda sıkça karşılaşacağımız “Vicdani Ret” eylemleri Türk Halkı’nın yabancısı olduğu bir durum..Daha doğrusu bu durumu tabu olarak tanımlamak olaya açıklık getirmek için iyi bir başlangıç…Militarist bulutların yoğun olduğu bu günlerde, ilerde anayasal bir hak olarak karşılaşacağımız eylemler için basına fazla yansımayan bir eylemi sizlerin dikkatinize sunuyoruz…”

Çorlu Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunan vicdani retçi Halil Savda, askeri elbise giymemesi ve saç-sakal tıraşı yapmayı reddetmesi gerekçesiyle, 26 Şubat’tan itibaren beş günlük hücre hapsinde. Savda’nın bir sonraki duruşması 15 Mart’ta.

Vicdani retçi Halil Savda tutuklu bulunduğu Çorlu Askeri Cezaevi’nde, askeri elbise giymeme ve saç-sakal tıraşı yapmama nedeniyle, beş günlük hücre hapsi aldı. Hizmetten kısmen veya tamamen sıyrılmak kastı ile emre itaatsizlikte ısrar” suçlamasıyla yargılanan Savda’nın avukatı Suna Coşkun, müvekkilinin duruşmasının askeri doktorun ve tanık askerlerin ifadelerinin alınmasının ardından, dosyaların birleştirilmesi için 15 Mart’a ertelendiğini açıkladı.Önce birliğe gönderildi, sonra tutuklandı Yazının devamını oku »





Türkiye’ye petrol aratmayan gizli güçler!

26 02 2007

 Yeni Petrol Yasası vesilesiyle Türkiye’nin petrolü üzerine oynanan oyunlar bir bir ortaya çıkıyor. İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü Prof Satman’la yapılan röportaj Türkiye’nin petrol gerçeğini gözler önüne seriyor. Mutlaka okuyun!

İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Satman: “Türkiye petrol aramıyor” dedi.” Petrolün önemi ve ülkemizdeki petrol üretimi”yle ilgili sorularımızı cevaplayan Prof. Dr. Abdurrahman Satman ile söyleşimiz şöyle sürdü:

Türkiye’de petrol işine ne zaman önem verildi?

– 1954 yılında petrol yasası çıkarıldı. Önce MTA, sonra TPAO kuruldu. Sonra petrol arama işleri TPAO’ya bırakıldı.

Türkiye’de bugüne kadar kaç petrol mühendisi yetiştirildi?

– Ülkemizde petrol mühendisi yetiştiren 2 tane üniversite var. Birisi İTÜ (İstanbul Teknik üniversitesi) diğeri ODTÜ (Ortadoğu Teknik Üniversitesi). Mesela bizde Petrol Mühendisliği Bölümü 1961’de kuruldu. Yaklaşık olarak 46 yaşında. ODTÜ Petrol Mühendisliği bizden 3- 4 yıl sonra kuruldu. Her yıl Petrol Mühendisliği bölümüne 80 öğrenci alınır. Bugüne kadar Petrol Mühendisliğinden mezun olanların sayısı 2000’i bulmuştur. Bunlardan 1100’ü bizden geri kalanı da ODTÜ’ den. Yazının devamını oku »





“Bu işi orta sınıf ve eğitimliler yapıyor”

18 12 2006

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emin Baki Adaş, çocuk pornografisi olayına karışanların genelde orta sınıf, profesyonel meslek erbabı olmasının, olayı daha dramatik kıldığını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Adaş, son günlerde çocuk pornografisi ya da çocuğa karşı cinsel eğilimler ile ilgili haberlerin medyada sıkça gündeme geldiğini, ancak bu durumun, yaşanan olaylarda artış yaşanıp yaşanmadığını göstermediğini belirtti.

Bu konuda geçmişe yönelik sağlıklı verilerin bulunmadığına dikkat çeken Yrd.
Doç. Dr. Adaş, olayların, bilişim suçları kapsamına alınmasının ardından ortaya
çıkmaya başladığını ifade etti. Yazının devamını oku »





’Çuval olayı’nın kilit ismi konuştu

18 12 2006

 4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ta Süleymaniye’de yaşanan çuval olayının kilit ismi, dönemin Genelkurmay Başkanlığı eski Harekat Başkanı emekli Korgeneral Köksal Karabay, Habertürk Televizyonu’nda Basın Kulübü programına katılarak ilginç açıklamalarda bulundu.

Karabay bir soru üzerine çuval olayından önce, Türkmenlere sıhhi ve yiyecek malzemesi taşıyan bir Türk timinin 22 Nisan 2003 günü, Türkmenlere silah taşınıyor gerekçesiyle durdurulup arandığını belirterek “O timdeki personel de iki gün ABD’lilerin deyimiyle misafir edilmiş” dedi.

ÇUVAL OLAYI

Sözü çuval olayını getiren Karabay, Süleymaniye Valisi’ne suikast yapılacağı ihbarı üzerine Kerkük’ten gelen ABD askerlerinin Talabani’nin Sarayı’nın çevresinde ilerlerken Türk timinin bulunduğu sokağa da girdiklerini anlattı. ABD askerlerinin arasında Türkiye’nin ekmeğini yiyen Talabani’nin oğlunun da bulunduğunu bildiren Karabay Yazının devamını oku »





Diyanet küresel aktör olacak

18 12 2006

Diyanet İşleri Başkanlığı üzerine düşen görevleri hakkıyla idrak ve ifa edebilirse, büyüyen Türkiye’nin mimarı olan bir kuruma dönüşebilir.

Büyük devletlerin kurumları büyük olmaz; büyük kurumlar devletleri büyük yaparlar. Diyanet İşleri Başkanlığı son birkaç yıla sığdırdığı atılımlarını gerekli yasal düzenlemelerle kurumsallaştırabilir, büyüyüşünü sürdürülebilir kılabilirse, tarihî şartların küresel bir güce dönüşmek zorunda bıraktığı Türkiye’nin vizyonunu arkadan takip eden değil, bizzat bu vizyona mimarlık yapan bir kurum olacaktır.Türk toplumu askerini ve din adamlarını her zaman güvenilir bir noktaya koymuştur. Askere duyulan güven, ordunun vatan savunmasında üstlendiği kutsal görevin din alanına girmesiyle alakalı olduğu gibi; din adamlarına duyulan güven de onların gerçek birer sivil toplum önderleri olmasıyla alakalıdır. Büyüme sancıları beraberinde inenler-çıkanlar, dolayısıyla da karalayanlar kültürünü getirir. Peygamber ocağı ordumuzu vatan ve millî değerler düşmanı ilan eden mihraklar olduğu gibi; Yazının devamını oku »





Recep Tayyip Erdoğan olsaydım ne yapardım

18 12 2006

 

RECEP Tayyip Erdoğan’ın ne yapacağını benim bilmem mümkün değil ama ben “o” olsaydım, kesin Cumhurbaşkanı olurdum.

Önce Allah’a böyle bir dönemde ülkeye Yaşar Büyükanıt gibi Genelkurmay Başkanı, Ahmet Necdet Sezer gibi (benden önceki) Cumhurbaşkanı verdiği için şükrederdim.
Baksanıza, ikisi de topa girmeye bayılıyorlar.
AKP’li seçmenin saflarını pekiştirmesi için AKP’nin bir şey yapmasına gerek yok, ikisinin sözleri en küskün AKP’liyi bile tekrar yuvaya döndürüyor.
Deniz Baykal’a da şükrederdim. Zira, onun elinde Cumhurbaşkanlığımı durduracak tek güç var ama yürek yok.
Olsun varsın, TBMM AKP çoğunluğu ile istifaları kabul etmesin, eğer CHP sine-i millete dönerse o Meclis’in seçeceği Cumhurbaşkanlığı kimseye helal olmaz, 7 yıl o koltukta rahat oturamaz. Hep suratına kakarlar!
Ama Allah’tan Deniz Baykal’da bu konuda partisini ikna edecek hamur yok! Yazının devamını oku »





Bankalarımız el altından ele gidiyor!

12 12 2006

Bankacılık sektörü bir ülkenin mali özgürlüğü için ne anlam ifade ediyor? Avrupa ülkelerinin uygulamalarına bakmak bile bu soruyu yanıtlamak için yeterli. Peki, bankalarımızın %60′ı neden bugün yabancı sermaye kontrolüne geçmek üzere?

Bankacılık sektörümüzün yüzde 60′ı yabancı sermaye kontrolüne geçmek üzere. Bankalarımzdaki yüzde 30 olan yabancı payı, bugün satışa çıkarılan bankaların yüzde 51′inin yabancılar tarafından satın alınmasıyla birlikte yüzde 60 olacak. Gelişmiş Batı ülkelerinde yüzde 5 ila yüzde 20 arasındaki yabancı payının Türkiye’de %60′a çıkmasının anlamı şu: Yabancılar, 25-30 milyar dolar verip aldıkları Yazının devamını oku »





AKP sırt çevirdi, ancak yalnız değil!

12 12 2006

Bir panelde sarf ettiği sözlerden ötürü ders vermesi engellenen Prof. Dr. Atilla Yayla’ya üniversite dünyasının önde gelen 208 üyesi sahip çıktı. Yayla ise AKP’lileri kendisini yalnız bırakmakla suçladı: Zannediyorum korktular…

İzmir AKP Gençlik Kolları panelinde sarf ettiği “Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder” ve “Avrupalılar neden her yerde aynı adamın (Atatürk) fotoğrafları var diye soracaklar” sözleri nedeniyle üniversitesi tarafından derslerden el çektirilen Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Yayla’ya akademi dünyasının önde gelen isimlerinden destek geldi. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerine mensup 208 akademisyen yayınladıkları bildiride Gazi Üniversite’nin tutumu “uluslar arası saygınlığa indirilmiş darbe” olarak nitelendirildi. Yazının devamını oku »





Ümit Kardaş: Demokraside hükümet askere hesap vermez

11 12 2006

Demokratlar rahatsız

Şerif Mardin’in merkez-çevre irdelemesi “Türkiye gerçeği” bağlamında soruna çözümleyici bir ışık tutuyor; merkez daima çevrenin niyetlerinden kuşku duymuş, çevre de merkeze duyduğu güvensizlik nedeniyle merkezle işbirliğine gitmemiş ve sürekli bir gerilim ve çatışma ortamı doğmuştur. Ümit Kardaş’a göre de, bu gerilim merkezin rahatlıkla hukuk dışına çıkmasına neden olmuştur.

Hukuk dışına çıkan bir merkez…

Merkezde devlet var. Hukuk karşısında boyun eğmeyen, kutsanmışların ve dokunulmazların hüküm sürdüğü, çevreyi merkeze kurban eden, içe kapanık bir yapı.

Siyasilerini aşağılayan, onları hizaya çağıran, ikincilleştirmeye çalışan, gerektiğinde asan, merkezden gelen bürokratlarını ise koruyan, güçlendiren bir anlayış…

Siyasilere ve topluma tahakküm eden, onları hataya meyilli gören, Genelkurmay Başkanı’nı ise hatasız

addedip kendi hukuk sisteminde yargılanamaz bir mevkie koyan sistem. Bizde anlamsız bir korku var, asker korkusu, devlet korkusu, hukuksuzluk korkusu. Bu kadar korku üzerine bir toplum yaşayamaz, gelecek tasavvuru oluşturamaz. Tek sığınak var; hukuk. Devletten, askerden, bölünmekten değil, hukuksuzluktan korkalım.

Emekli Askeri Hakim Albay Ümit Kardaş’ın son kitabının adı; “Hukuk Devlete Sızabilir mi?Hukuk devlete sızamaz, daha doğrusu hukuk devlete hakim olamazsa, “bu ülke neden bir güvenlik şirketi gibi çalışıyor?” sorusunu çok sorarız. Yazının devamını oku »