Ölümüyle, hunharca katledilme-siyle tarihe bir dönüm noktası olan insanlar vardır.Hrant’ın ölümü sayesinde dile getirilemeyenlerin, hayatın her alanının her rütbesinden gönüllünün katıldığı cinayet örgütlenmelerinin ortaya çıkarılması konusunda iyi kötü bir adım attık. Devamının gelmesi için; canımıza tehdit, dilimize kilit olan kutsalların bir bir sorgulanabilmesi için artık iş bize düşüyor.
Aynen İtalyan sanatçısı Pippa Bacca’nın ölümü gibi. Onun barış performansını kanlı bir müdahaleyle korkunç bir sona yazan vatandaşımızın ardındaki karanlığı kurcalamak da şimdiki görevimiz.
Pippa, performansına hepimizi katıyor işte.
Gazetemizdeki muhteşem Kaan Sezyum’un son yazısının başlığı, ‘Her Türk Münferit Doğar’ idi. Bacca’nın tecavüzcü katili de gayretkeş Türklük muhtarları tarafından münferit, dünyanın her ülkesinden çıkabilecek bir sapık olarak yansıtıldı. Yazının devamını oku »
Demokratik sürecin iki partinin birden kapatılma istemi sayesinde şirazesinden çıktığı bir noktada, gözler yurt dışından gelecek mesajlara çevrildi. Bunun iki nedeni bulunuyor: Birincisi geçmiş darbelerin hepsinin de özellikle ABD’nin bilgisi ve onayı altında yaşanmış olduğuna dair çok yaygın bir kanı var. Çünkü bu ülkede zor olan darbe yapmak değil, darbe sonrasını yönetebilmek. Bu ise uluslararası piyasaların ve örneğin IMF gibi kuruluşların zımni desteğine muhtaç olduğu gibi, güvenlik açısından da NATO’nun göz yumması ile mümkün. ABD bütün bu üst teşkilatlanmaların içinde orantısız söz sahibi olduğu için, bu müttefikimizin darbeye nasıl yaklaşacağı son derece önemli. İkinci neden ise yaşamakta olduğumuz son darbe sürecinin iyice zamana yayılmış ve deşifre olmuş olmasından dolayı, demokrat kesimin hazırlıksız yakalanmasına meydan vermemesi. Nitekim bugün darbe karşıtlığının medyada ve sivil toplum dünyasında çok net bir biçimde ifade edilebildiğini ve laik kesimin ikiye bölünmüş olduğunu görüyoruz.
Nuriye Akman ‘ın röportajı:Üniversitelerdeki öğrenci olaylarını nasıl görüyorsunuz? Karşıt görüşteki öğrencilerin provokatörlerin elinde oyuncak olması mıdır? Suçu derin ajanlara atıp rahatlayabilir miyiz? Ya bilim insanı, siyaset insanı, üniversite yöneticisi şapkası altında çocuklarımızı kin ve nefret batağına sürükleyen büyük adamlar? Onların hiç mi suçu yok? 1153 üyeli Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nin Başkanı Tahsin Yeşildere ile konuştuktan sonra daha iyi anladım: Masum değiliz hiç birimiz. “Önce ben” diyen ve sadece kendi gücünü korumaya azmetmiş büyüklerin kurduğu “bilim çetelerinin” eline geçmiş üniversiteler. Provokatörün istediği bir göz, üniversiteler vermiş onlara iki göz. E çocuklar ne yapsın yani?
Türkiye’deki politik gelişmeleri takip ediyor musunuz? Son olarak Ak Parti ve DTP’ye kapatma davası açıldı. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Şu sıra gündemde “Kürt Sorunu” var. Siz ise 5 yılı aşkın bir süredir “Türklük” olgusuna vurgu yapıyorsunuz…
Son Yorumlar