“Bu işi orta sınıf ve eğitimliler yapıyor”

18 12 2006

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emin Baki Adaş, çocuk pornografisi olayına karışanların genelde orta sınıf, profesyonel meslek erbabı olmasının, olayı daha dramatik kıldığını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Adaş, son günlerde çocuk pornografisi ya da çocuğa karşı cinsel eğilimler ile ilgili haberlerin medyada sıkça gündeme geldiğini, ancak bu durumun, yaşanan olaylarda artış yaşanıp yaşanmadığını göstermediğini belirtti.

Bu konuda geçmişe yönelik sağlıklı verilerin bulunmadığına dikkat çeken Yrd.
Doç. Dr. Adaş, olayların, bilişim suçları kapsamına alınmasının ardından ortaya
çıkmaya başladığını ifade etti.

”Son dönemde karşımıza sıkça çıkan olaylar, kuşkusuz yeni teknolojinin
yarattığı sonuçların bir yansıması olarak görülebilir. Eskiden bunlar duyulmuyordu, ancak bu eskiden yoktu anlamına gelmiyor” diyen Yrd. Doç. Dr.
Adaş, geçmişte bu durumu ortaya çıkaracak veri ve araçların bulunmadığını
vurguladı.

     Medyaya yansıdığı kadarıyla çocuk pornografisi olayına karışan kişilerin alt
sınıf olarak tabir edilen tabakadan olmadığına dikkati çeken Yrd. Doç. Dr. Adaş,
şöyle konuştu:

     ”Bunu yapan kişilerin genelde orta sınıf, profesyonel meslek erbabı
olduğunu görüyoruz. Bu durum olayı daha dramatik kılıyor. Çünkü genelde bu tip saplantılar, eğitim yoksunu ve cinsel sorunları olan insanlara mal edilir. Ancak
son olaylar, orta sınıf mensubu diyebileceğimiz, eğitimli kesimleri işaret
ediyor. Kuşkusuz bu çakışmanın bir nedeni, teknolojinin kullanımıyla alakalı
olabilir. Alt sosyo-ekonomik kesimlerin evlerinde internete ulaşım olanakları
olmadığı için, bu daha çok gelir düzeyi daha yüksek olan kesimler arasında
görülüyor.

     Dolayısıyla bu ikisi arasında bir korelasyon olduğu ortaya çıkıyor. Ama burada birtakım genel yargılara varırken temkinli olmak gerekir. ‘Ahlaki çöküntüye gidiyoruz, patlama noktasındayız’ gibi söylemler, hemen bir linç saldırısına dönüşebiliyor, ancak bu linç, sonuçta sorunu ortadan kaldırmıyor.’Toplum olarak biz nereye gidiyoruz’ şeklinde bizi alarma sevk edecek nitelikte bir veriye sahip değiliz. Konuyu kapsamlı bir şekilde değerlendirmemize olanak sağlayacak veriler henüz mevcut değil.”

     Yrd. Doç. Dr. Adaş, diğer yandan, bunun bir de ekonomik boyutunun olduğunu, çok büyük bir sektör haline dönüştüğünü, ABD’de çocuk pornografisinin, yıllık yaklaşık 2-3 milyar dolar hacme sahip olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

     ”Yani düşünün, bu inanılmaz bir rakam! Benzer bir şekilde, Asya’da ve Latin
Amerika’da çocuk seks işçiliği ve çocuk pornografisinden beslenen ’seks
endüstrisi’ muazzam boyutlara ulaşabiliyor. Yani bu konunun bir de ekonomik
boyutu var. Bunu organize eden ve bundan çıkar sağlayan suç şebekeleri var.”
     
     ÇOCUK SEVİCİLİĞİ HASTALIKTIR
     
     Çocuklara karşı cinsel eğilimin bir hastalık olduğunu vurgulayan Yrd. Doç.
Dr. Emin Baki Adaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
     ”Pedofili, psikolojik bir hastalık olarak tanımlanır. Sadece fantezi düzeyinde kalmıyor, bazı durumlarda hayata geçiriliyor. Bu rahatsızlığı yaşayanlar ve hayata geçirenler, bunun yaratacağı sonuçları göze alarak yapanlar, ya yaptıklarının sonucunu değerlendirebilme ve muhakeme edebilme gücüne sahip değiller ya da kendilerini engelleyemiyorlar. Bunun suç olduğunu bilmemeleri pek mümkün değil gibi. Çünkü bu son olaylarda da görüldüğü üzere eğitimli insanlar arasında da görülebiliyor.”

     Pedofili hastalarının tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizen Yrd. Doç.
Dr. Adaş, yetişkin birey karşısında kendini savunma olanaklarından yoksun
çocuklara karşı cinsel istismara yönelen bu kişilerin, kanunlar çerçevesinde
cezalandırılacağını, ancak bunların, aynı zamanda tedavi altına alınması ve
psikolojik hastalıklar kapsamına alınması gerektiğini söyledi.
     
     ÇOCUK YARALANIYOR VE UTANÇ DUYUYOR 
     
     Çocukların bu konuda çok ciddi bir şekilde eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi
gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Adaş, sözlerini şöyle tamamladı:
     ”Çünkü sonuçta istismara maruz kalanlar, küçücük çocuklar. Çocuklar bu
yaşadıklarından dolayı utanç duyuyorlar. Bu onları yaralıyor ve benliklerinde
yarılmalara neden olabiliyor. Dolayısıyla istismara maruz kalan çocukların bu
yaşadıklarını, açık bir şekilde dile getirmesi çoğunlukla mümkün olmuyor.
     Bu yüzden eğitim kurumlarında konuya yönelik eğitimler verilmeli. Bazı
durumlarda, özellikle aile içinde istismara maruz kalan çocukların durumunda,
‘Aile içinde kalsın, ailenin onuru zedelenmesin’ diye olay örtbas edilebiliyor.
Bu durumda asıl zedelenen, zarar gören kişi çocuk oluyor. Bu çocukları koruyacak bir şemsiyenin oluşturulması lazım, bu da ancak devlet kurumları olabilir.”


İşlemler

Bilgi

Bir cevap

21 06 2007
murat çiçek

u

Yorum yapın