Balkanlarda Vehhabi Nüfuzu…

13 12 2006

Balkanlarda Vehhabi izleri git gide koyulaşmaya başlıyor..Kasım ayı içinde yaşanan olayları ve yorumları site için Haber ajanslarından derledik…

Vehhabiler, Sırbistan’da cami bastı, kendi ibadet şekillerini yürürlüğe koyma girişiminde bulunarak Novi Pazar’lı bir grup müslümana saldırdı. Sırbistan yerel medyasına göre, son yıllarda Balkanlarda Vehhabilerin etkinliği hayli arttı. Balkanlar’da ve Kafkasya’da ortaya çıkan ve “yeni bir tehdit” olarak değerlendirilen Vehhabiliğe “İngiliz İstihbaratı İslamı” deniyor. Balkanlarda ve Kuzey Kafkasya’da etkinlik yarışında başı Suudi Arabistan çekiyor. Bölgeye gönderilen Arap Vehhabiler, önce yerli Vehhabileri yetiştiriyorlar ve sonra sorumluluğu, eğittikleri bu kadrolara bırakıyorlar. Suudilerin Kafkasya’da 2005 yılında bir İslam devleti kuracakları yolunda iddiaları vardı. Balkanlardaki bazı Türk müftüler, Suud istihbaratının örtülü ödeneğinden maaş alıyor. Bir süre önce Türk Diyanet İşleri Başkanlığı ile Vehhabiler arasında, Kırımda sorunlar yaşanmıştı.

Fransız AFP Ajansı ve Dünya Gündemi
SIRBİSTAN, Belgrad:
Sırbistan’ın güney batısında bir cami önünde bir grup Müslüman arasında çıkan çatışmada 2 kişinin yaralandığı bildirildi. Sırbistan radyosu B92, dün geç saatlerde, Novi Pazar’da bir grup Vehhabi Müslümanın, yerel bir camide namaza engel olma girişiminde bulunması üzerine çatışmanın çıktığını bildirdi. Görgü şahitlerine göre, cami önünde meydana gelen tartışmada silahlarla ateş açıldı ve 2 kişi yaralandı. Yaralıların kimlikleri açıklanmazken, polisin olay hakkında araştırmasını sürdürdüğü belirtildi. Radyoya göre, yerel İslam toplumu bir açıklama yaparak olay sonrası caminin kapatıldığını bildirdi. Açıklamada, “Vehhabiler kendi ibadet şekillerini yürürlüğe koyma girişiminde bulunarak saldırdı” denildi. Vehhabiler veya Selefiler Sünni İslam’da radikal bir hareket, Müslümanlığın ilk 3 jenerasyonunun uyguladığı saf Müslümanlığı tatbik ettiklerini ileri sürüyorlar. Sırbistan yerel medyasına göre, son yıllarda Balkanlarda Vehhabilerin etkinliği arttı. Olayın meydana geldiği Novi Pazar, Sırbistan’ın Sancak bölgesinde bulunuyor. Sancak, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 15. yüzyılda Kosova ve Bosna ticaret bağlantısı için kurulmuştu. Boşnak Müslümanlar 420 bin nüfusa sahip Sandcak’ın yüzde 45’ini oluşturuyor. (Fransız AFP Ajansı- 4 Kasım 2006)

Balkanlarda ve Kafkasya’da Yükselen Yeni Tehdit Dalgası: Vehhabizm
ABD ve mutlak batı karşıtlığı ilkesi doğrultusunda, içerisinde Müslümanların bulunduğu bütün bölgesel anlaşmazlıklara katılan ve uygarlıklar arasında çatışmanın tırmanması için üzerine düşeni yapan ‘Vehhabiler’in, sadece kendi silah güçleriyle değil, halka daha inandırıcı görünen fikirleriyle güç kazandığı belirtiliyor. Bilhassa Balkan ülkelerinde ve Çeçenistan’da çok taraftar bulan Vehhabilerin, Dağıstan dışındaki bölgede hemen her yerde taban aramaya devam ettiği bildiriliyor.
Siyasi gözlemciler, ‘Vehhabilik’ olarak nitelendirilen dini akımda, ‘saf’ Müslümanlar’ın, diğer dinlerin mensupları ile hatta Vehhabi olmadıkları için ‘kafir’ ilan edilen ‘diğer’ Müslümanlarla bağlantısının bulunmadığı bir dünyanın hedeflendiğini vurguluyor. 1990’lı yılların başında dünyanın, tarihte bir dönemin bitişini ve bir sistemin iflasını izlerken, alttan alta parlamaya başlayan Vehhabizmin, Osmanlı’nın yıkılışından sonra yattığı uykudan uyandığını ifade eden gözlemciler, Kuzey Kafkasya’nın ve Balkanların Vehhabiler için ayrı bir cazibeye sahip olduğunu kaydediyor. “Dinsiz” Komünizmin çökmesinden sonra Kafkasya ve Balkanların en kıymetli topraklarında, herhangi bir ortak paydadan yoksun çok sayıda milletin yaşadığına dikkat çeken siyasi gözlemciler, Kafkasların, Balkanlardakinden daha karmaşık etno-kültürel yapısı ve taşıdığı stratejik değerin, Vehhabileri kendi inanç sistemlerini bu milletlere “ortak payda” olarak sunmaya ittiğini belirtiyor.

Riyad’dan Vehhabilik Propagandası
Balkanlarda ve Kuzey Kafkasya’da etkinlik yarışında başı Suudi Arabistan’ın çektiğini bildiren uzmanlar, Riyad’ın bölgeye sızma metodunu ise ‘Vehhabiliği yaygınlaştırmak’ olarak açıklıyor. Bölgeye gönderilen Arap Vehhabilerin, önce yerli Vehhabileri yetiştirdiklerini ve sonra sorumluluğu, eğittikleri bu kadrolara bıraktıklarını vurgulayan gözlemciler, bu arada Suudi sermayesinin, Vehhabi organizasyonlarının başlıca mali desteğini teşkil ettiğini kaydediyor. Suudilerin Kafkasya’da 2005 yılında bir İslam devleti kuracakları yolunda iddiaları vardı. 
Vehhabilik faaliyetine bazı Balkan devletlerinin ve Rusya’nın da ilgisiz olmadığına dikkat çeken gözlemciler, bölge ülkelerinin, din değiştirip Müslümanlıktan ayıramayacaklarını iyi bildikleri Balkan ve Kuzey Kafkasya Müslümanlığı içerisine, Türkiye ve Türklük karşıtı bu akımın sızmasından çıkar umduklarını öne sürüyorlar. Metodlu ve planlı çalışan Suudi Arabistan’ın, Kuzey Kafkasya’daki Vehhabi faaliyeti için, Ürdün hariç bütün Arap ülkelerini kullanabildiğini ifade eden uzmanlar, sonuç itibariyle Suudilerin, Kafkasya Müslümanlarını, ‘Vehhabi olanlar ve olmayanlar’ şeklinde ikiye bölme yolunda hayli mesafe aldığını belirtiyor.

Gözlemciler, sadece zihniyetlere değil, coğrafyaya da yerleşen Vehhabiliğin bölgeden çıkarılmasının artık, girmesi kadar kolay olmayacağını ileri sürüyor. Şimdilerde Suudi Arabistan’ın, son dönemde, 11 Eylül’den sonra hakkında oluşan kötü imajı silmek için “Ortadoğu’nun barış perisi” rolünü üstlenmiş göründüğünü bildiren uzmanlar, kötü imajın oluşma sebebini, New York ve Washington’a düzenlenen saldırılarda, uçakları kaçıran 19 kişiden 15’inin Suudi Arabistan vatandaşı olmasına bağlıyor. Bu 15 kişi arasından 10’unun da ülkenin güneybatısındaki Asir bölgesinden gelmesinin de dikkat çektiğini kaydeden gözlemciler, ‘Neo Vehhabiler’ diye de adlandırılan radikal grubun, Suudi Krallığı’na muhalefet ettiğini hatırlatıyor. 1979’de Mekke’deki isyan girişiminin ardında da pek çok Asirli’nin bulunduğunun ortaya çıktığını vurgulayan siyasi gözlemciler, hatta kökenleri bölgeye dayanan Usame bin Ladin’nin de komünistlere ve Afganistan’daki Sovyet birliklerine karşı savaşta pek çok Asirliyi yanına çektiğini belirtiyor. Gözlemciler, Körfez Savaşı sırasında Amerikan birliklerinin Suudi Arabistan’da konuşlandırılması üzerine radikal Vehhabilerin sayısının arttığını da bildiriyor.

Kırım’da da din hizmetlerinde Suud-Türkiye çekişmesi yaşanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kırım’da 35 camiye imam tayin etti. Türkiye’den gelen imamlar olduğu gibi yeni yetişen Tatar imamlar da var. Seyit Settar Külliyesi Camii’nde Türkiye Diyanet Vakfı hizmet veriyor. Kırım’da yoğun bir Vehhabilik propagandası var. Suudiler dini hizmet veriyorlar. Ancak karşılığında da Vehhabiliği yerleştirmeye gayret gösteriyorlar. Aynı şekilde bazı balkan ülkelerindeki Türk müftülerin, Riyad’dan gizlice maaş aldığı gazetemize ulaşan bilgiler arasında. Gürcistan Devlet Güvenlik Bakanı Valeri Haburzaniya da, 4 Mart 2002’de, Abhaz liderleri Vehhabi hareketini desteklemek suçlamıştı. Bosna Savaşı yıllarında, bölgeye, özellikle Suudi Arabistan’dan yoğun bir “Mücahit” akışı vardı. Bunlara “Kara Kuğular” ismi verilmiş ve bu birlik, Bosna Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç tarafından da ziyaret edilmişti. Savaş sırasında, Bosna’ya en fazla yardım eden ülke Suudi Arabistan. Vehhabiliği, “İngiliz İslamı” olarak yorumlayan uzmanlar da var.

Tunuslu Kadın Yazarın İddiası
Tunuslu kadın yazar Latife Bin Mansur, Suudi Arabistan’daki Suudi yönetiminin, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1924 yılında Türkiye’de getirdiği laisizmden korkarak, Vehhabiliği kurup desteklediğini öne sürüyor. Tunuslu yazar Mansur, uzun araştırmalardan yola çıkarak kaleme aldığı ve 2002 yılında yayınlanan “Müslüman Kardeşler” ve “Vahşet Kardeşleri” kitaplarında şunları yazıyor: “Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin Mustafa Kemal Atatürk tarafından ilan edilmesi, yeni Suudi Krallığı için kendilerince bir tehdit oluşturuyordu ve yok olmakla karşı karşıya bulunduklarını anlamışlardı. Suudiler kendileri için büyük bir risk bulunduğunu fark ettiler. Atatürk’ün kurduğu yeni Laik Türkiye Cumhuriyeti ve bu yeni deneyim, Müslüman çoğunluğun yaşadığı bölgelerde Atatürk Türkiyesi örnek alındığı takdirde ve laisizmi ilan etmek, kırmızı mürekkeple, gösterişe girmeden inançlı olunabileceğini ve bir devletin din üzerine kurulmaması gerektiğini ortaya koyuyordu. Suudi aileler ve Vehhabiler bu tarz projelerin gün görmesine karşı çaba sarf ettiler. Doktrincilerin isteğine maddi imkanlarını sonuna kadar da sundular. Bu doktrinciler, Muhammed ibn Abdülvahap ve Suudi kralların ortaya attığı sapık yeni fikirlerini cazip buluyorlardı.”

Hac’da Vehhabilik Propagandası
“Suriyeliler, Mısırlılar, Sudanlılar, Tunuslular, Cezayirliler, Faslılar, Pakistanlılar, Suudi Arabistan’daki kutsal yerleri görmek ve Kabe’yi ziyaret edip hacı olmak üzere geldikleri sırada bu ülkelerin ileri gelenleri Suudi kralları tarafından özel olarak çağrıldılar. Bu özel davetli olarak gelenler Vehhabilik doktrinini ilk yayan misyonerler oldular. Vehhabilik doktrini, Suudi Krallığı tarafından finanse edilerek yayıldı. 1929 yılında ilk sapık Vehhabilik mezhebi Mısır’da Hasan el Benna tarafından kurulmuş oldu. Vehhabi eylemcilerinin Avrupa’daki aşırı sağcı eylemlerle çok yakın ilişkileri oldu. Bu sağcılar, Mısır’da bulunuyorlardı ve sözde Fransız ve İngiliz egemenliğine karşı gelmeyi amaçladıklarını söylüyorlardı. Vehhabilikte dine bağlılık dış görünüşle ifade edilir. Vehhabilik taraftarı olmayanları doğru yola getirmek gerekir. Şayet gelmiyorlarsa harekete geçerek karşı çıkanları mutlaka bertaraf etmeyi gerektirir.”

Türk Emniyet Mensuplarına Vehhabilik Semineri
26 Aralık 2003 günü, Türk Emniyet mensupları, Asayiş Şube Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen “Selefiyelik ve Vehhabilik” konulu toplantıda bir araya gelmişti. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, ilçe emniyet müdürleri ve çok sayıda polis memuru hazır bulunmuştu.

About these ads

İşlemler

Bilgi

2 cevap

13 12 2006
Yahya

Bu çeviride bazı yanlışlıklar var.. Öncelikle Hasan – El Benna (Rha) kesinlikle vahhabi değildir. Bilakis mutasavvıftır.. Şazeli tarikatına intisaplıydı.. İslam dünyası için çok değerli bir alimdi.. Vahhabi Mezhebine gelince, Kurucusu Muhammed Bin Abdulvahhab’ dır Muhammed bin Abdulvahhab inb teymiye nin fikirlerinden etkilenip, bu günkü vahhabi akımının temelini atmıştır. Yaklaşık 300 yıl önce yaşamıştır.. Hakkında ingiliz casusu olduğu yönünde ciddi iddalar vardır.. Doğru olan budur..

15 12 2006
komagene

Çevirideki yanlışlar çeviriyi yapanı bağlar…Ayrıca burda sizin itirazınıza konu olan tek bölüm kanımca Hasan El-Benna ile ilgili olarak ileri sürülen görüşler olsa gerek..Bennaya yönelik olarak yapılan değerlendirme de bir çeviri hatası yok…Tunuslu kadın yazarın kendi değerlendirmelerinin Agence France Press tarafından aktarılmasıdır…Burda Tunuslu yazarın yetkinliğini tartışabilmek için elimizde gerekli doneler bulunmamaktadır..

Bunun dışında Hasan El-Benna ile ilgili yapmış olduğunuz olumlu katkılar için teşekkür ederiz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: